7 Temmuz 2010 Çarşamba

tumblr in, blogger out

ya ben buraya yazamıorum artık.Tumblr açtım blogger'ı sattım.
takip etmek isteyenler için tumblr'ım >> tıkla bakayım bir

23 Haziran 2010 Çarşamba

Tuvalet Önü Kadın Profilleri

Eskihisar - Topçular arası feribotunu her zaman çok sevmişimdir.yazları saatlerce beklenen kuyruklar, kasa kasa şeftali almalar, kaçıncı feribota bineriz tahminleri falan feribota ulaşmadan önceki güzellikleri oranın.Bir de feribotun içindekiler var ki favorim tuvalet önü kuyruklarıdır orada her tür kadına rastlayabilirsiniz.ta ta ta taaam günün konusu : tuvalet önü kadın profilleri

  1. Sıkışma bahanesiyle öne geçmeye çalışan yaşlı teyze :bunlar önlerinde 34894 kişilik sırayı umursamadan yok böbreğim ağrıyor, yok çişimi tutamıyorum, hastayım yavrum gibi biraz daha uğraşılsa ve teyzenin yaratıcılığına bağlı olarak daha fazla türetilebilecek bahanelerle bir an önce sıranın en önüne geçmeye çalışan genellikle 50+ yaşlarındaki hanım teyzelerdir.sırayı bozdukları yetmezmiş gibi yol boyunca beklemekten sidikken b.ka dönen tuvalet ihtiyaçlarını uzuuun uzuuun gidermeleri yüzünden tuvaletten çıkması en çok beklenen kadınlardır.çok küfür yerler.haksızdırlar.
  2. Erkek çocuğunu işeten anne : bunlar 1. grup gibi sıranın önüne geçmeyi amaçlayan ve bu amaç uğrunda küçük erkek çocuğunu kullanan hanımlardır.asıl amaç çocuğum tutamıyor çişini, erkek tuvaletine tek başına giremiyor ablası daha çok küçük bahanelerini kullanıp girilen tuvalette çocuğundan sonra kendisinin de çişini yapmasıdır.en az 1.grup kadar küfür yerler, tuvalet sıralarında sevilmezler, kötü kötü bakışlara maruz kalırlar.ayrıca konuya başka bir açıdan bakmamız gerekirse, kadınlar tuvaletinde çoğu zaman kapı yarı açıkken herkesin gözü önünde küçücük pipisiyle çişini yapmak zorunda bırakılan küçük çocuğun ileride yaşayacağı cinsel buhranlar, penisim küçük kompleksleri ve ileri boyutta teşhircilik eğilimi kaçınılmazdır.
  3. Sırasını kapanlara atarlanan asi genç : bunlar aslında sadece tuvalet önlerinde değil kafamızı çevirdiğimiz her yerde görebileceğimiz tahmini 15-25 yaş aralığındaki üst sınıra yaklaşıldıkça dip boyası gelmiş sarı&kahverengi saç rengi,uyduruk bir eşofman altı üstüne giydiği dışarı t-shirtünden ev t-shirtüne geçme aşamasındaki t-shirt giyme tek tipliliğinde, tahammülsüz ve çişini kaçırmamak için sallanırken bir yandan sallanmasına uyumlu bir şekilde cıkcıklayan hanımlardır.genelde tuvalete tek başlarına gelmezler.yanlarında getirdikleri ‘çişim çok yok ama yol uzun ne olur ne olmaz geleyim’cilerle ittifak kurup sırasını kapanlara sayıp söverler.fakat bu sayıp sövme işi nedense sırayı kapan tuvaletten içeri girdikten sonra olur.içlerinde kalan son saygı kırıntıları sövme işinin sırayı kapanların yüzlerine karşı yapılmamasını sağlar.
  4. ‘Tuvalette ne çıkarıyorlar’ dedikodusu yapan kadın :bunlar orta yaşlı evliliğinde mutsuz, hayatından mutsuz kadınlardır.fakat tüm mutsuzluklarını sindirmiş ve bununla yaşamayı öğrenmişlerdir.bu öğrenim sürecinde de tek dayanakları başkalarının hayatlarıyla dalga geçmeleridir.oturdukları çevrede ‘kazım da karısını bir adamla aldatmış’ dedikodusunun yayılmasından sonra kim kimden duydu ben fadimeden duydum o da kamurandan şeklinde bir yayılma çizelgesi çıkarıldığında çizelgenin en başında olacak kadınlar hiç şüphesiz onlardır.tuvalet kuyruklarında önlerindeki sıranın uzunluğuna aldırış etmeden o an içeride olan kadın hakkında herkesin duyabileceği şekilde ‘bu da bir saattir çıkamadı ne çıkarıyorsa dünyaları s.çtı’ demelerinin hemen ardından sigaradan kartlaşmış erkeksi sesleriyle gülmeleri sıradaki tahammülü iyice azalan 3.grup kadınları başta olmak üzere herkesi sinirlendirir.ishal/kabızlık gibi ekstrem bağırsak faaliyetleri olmayıp düzenli ve randımanlı bir şekilde tuvalet ihtiyacını karşılayabilen bu kadınlar, girdikleri tüm tuvaletlerde her daim en büyüğü çıkarabilenlerdir.
  5. 4.gruba sinirlenen kadınlar : bunlar kuralcı ve prensipli kadınlardır.en büyük kuralsızlıkları b.k çayları diye tabir edebileceğim çayları kabızlıkları yüzünden kontrolsüzce içmeleridir.çişlerini tutmakta zorlanmaları yetmezmiş gibi sırada densiz densiz konuşan 4.grup kadınının o son kahkahasıyla gözleri dönebilir bu iki zorlayıcı durum sebebiyle bambaşka insanlara dönüşebilirler.sırada beklerken dayanamayıp ılık ılık çişini paçalarına salan kadınlar bu gruptan çıkarlar.

4 Haziran 2010 Cuma

dün

bir telefon konuşmasına tanık oldum ve o andan beri allahım nolur kız gerçekten de birine bunları söylüyor olmasın deli falan olsun kendi kendine konuşuyor olsun o bile kabulüm diye dua ediyorum.Kabataş'tan tramvaya bindim oturacağıma olan inancım sayesinde içerden 3 vagon yürüyüp bir yer buldum oturdum.yanıma da karşımdaki camdan gördüğüm kadarıyla normal görünümlü bir hatun dikildi.telefonu çaldı, açtı yani galiba böyle oldu çünkü o kısımları pek umursamamıştım taa ki ağzından şöyle şeyler çıkana kadar:

'yaa ben bir psikopatlık yaptım inanmayacaksın.önce gmailden bir mail adresi aldım anlamasın bulamasın diye sonra o adresle facebook hesabı açtım.fake hesap.adını da Edward Cullen koydum.sonra kendi hesabımdan onu ekleyip evli olarak işaretledim.evliyiz yani şu an adım da Bayan Cullen görünüyor.'

'fake hesap açtım'a kadar öylesine kulak misafiri oldum tamam hani eski sevgilisini ya da hoşlandığı tipi ekleyecektir ajanlık yapacaktır falan diye geçiriyorum aklımdan.Edward Cullen lafını duydum benim gözler direkt camdan kızın yüzünü görmek için normalle aynı açıyı yapacak şekilde döndü.allahım bakıyorum kız gayet normal bir tip.bir psikopatlık bir ilginçlik yok.liseden mezun olduğu gibi iş hayatına atılmış kendi parasını kazanan ama hala ailesiyle kalan kız tipinde.ve küçük de değil 22-23 rahat vardır.küçük olsa ayağa kalkıp tramvaydakilere 'ergendir kusuruna bakmayın' diyeceğim.baktım olacak gibi değil yanımda biri yaptığında kafasına çantamı geçirmek istediğim şeyi yaptım, kulaklığın ikisini de takıp müziği son ses açtım.

google'ı da kapatmışlar bayan cullen diye aratıp bulamıyorum kızı ki açtığım fake facebook hesabımdan tüm arkadaşlarına 'tehlikenin farkında mısınız?' diye mesaj atayım..

3 Haziran 2010 Perşembe

Küçük Aptalın Büyük Dünyası'nı erkenden okuyup sonunu anlatanı mıhlarım!

kafamda gün boyunca bugün çıkacak kitapla uğraştım.kızım Pucca çok heyecanlıdır lan şimdi.uyuyamıyordur da ayyy yavrum yazık lann diyorum böyle gülüyorum kendi kendime falan ilginç bir haller içindeyim.gündüzden de iki tane finalim var aman okula bir saat erken gider bakarım biraz diyecek kadar rahatım.tek derdim yarın çıkacak kitap.'ya şimdi ismini açıklamıyor ama Cem Mumcu falan gördü bunu orda burda densizlik edip arkadaşlarına söyleyecek öyle öyle yayılacak kız rahatsız olcak babasının kulağına gitcek eyvahh!!' gibi düşüncelerimin arasından uykum ben geldim bırak Pucca'yı lan diye gösterdi kendini. 'Anne beni 12'de kaldır ders çalışmam lazım' diyerek yattım ama sağıma dönüyorum gülüyorum soluma dönüyorum 'off blogdan farklı ne anlattı acaba' merakı derken uyumuşum.uyumaz olaydım.rüyalar kabuslar içinde ordan oraya gidiyorum sürekli bir yerlere geç kalıyorum.koşturuyorum ama hedef belli değil.arada uyanıyorum hala psikopat gibi ulan kitapta nolcak acaba diye uyuyakalıyorum.annem arada 'kalk hadi ders çalışcaktın' deyip duruyor.bilmiyor ki ben ne alemlerdeyim.sonra annemin ısrarlarına dayanamayıp kalktım.Twitter'a baktım, facebook'a baktım,ders notlarının olduğu çantama baktım.derin bir nefes aldım.daha o nefesi alırken ders mers çalışmayıp yatacağıma karar vermiştim bile.birkaç saatlik hiçbir yere yetişememe temalı rüyalardan sonra telefonumun alarmıyla açtım gözleri.hep aynı senaryo:insan gibi bir saatte uyumazsın yarı uyur uyanık geçen saatler sonunda sabaha doğru uyuyakalıp alarmın çalmasına birkaç dakika kala uyanırsın.bir sevinirsin ehi ehi 3 dakikam var daha diye ama bir yandan da bilirsin s.kseler kalmayacaksın 3 dakika sonra ve o alarm ertelenecek.rutinimi bozmadım senaryoya uydum ve45 dakika boyunca erteledim alarmı.sonra baktım yetişemeyeceğim sınava hem geceden de hiçbir şeye çalışmadım kalk bebeğim hadi canım süpersin bugün gene harikasın kalk da git o sınavda harikalar yarat motivasyonuyla kalktım gittim okula.bir yandan da ulan param yok ödev teslimine renkli çıktı alacağım hiç kalmayacak para falan galiba kitabı bugün alamayacağım diye bangır bangır bağırınan iç sesimi susturmaya çalışıyorum.sonra bir ampul yandı kafamın üstünde.ya babamı da görmedim ne zamandır, iş yerine gidip para alırım ordan da taksime çıkar kitabı alırım diye yaptım planı.neyse gittim babamın işyerine.akşamları patronuyla birlikte dönüyorlar eve gel de hep beraber döneriz dedi.zaten patronuna sinir oluyorum, taksim işininin de iptal olmasına sebep olduğu için hepten nefret ettim bugün adamdan.yolda açtığı kro kro radyolardan hayatımda duymadığım şarkıları dinleyerek Altunizade'ye kadar geldik.tabi ben yenilgiyi kabul ettim yarın alırım ya olsun diye kendimi avutuyorum.normalde Altunizade'den falan gitmiyordu yol boyunca içimden 'tam bir mal ya ne diye burdan geldi ki uzadı işte yol' diye söylendim.meğer bir yere uğrayacakmış.sonra ikinci ampul yandı kafamda :'Capitol'de d&r var!d&r'da kitap var!' hemmen babamı dürtükledim ben Capitolde ineceğim kitap almam lazım dedim.kitap kaçıyormuş gibi koştura koştura girdim d&r'a.kasadaki iki salağa sırıtarak 'Pucca'nın kitabı geldi mi' dedim en sevimli halimle.bunlar bir gülüştüler.kitaplarla ilgilenen arkadaşa sorun dediler.gittim yine aynı sevimliliğimle kitapçı elemana 'Pucca'nın kitabı geldi mi' dedim o da anlamadı neyden bahsettiğimi.bilgisayarlarından arattılar.o bilgisayara yürüyene kadar 439830 parçaya bölündüm.'kesin gelmedi buraya.büyük kitapçılarda vardı.malsın kızım taksime gidecektin işte.' içim alıp alıp veriyor ama yüzümde pis bir sırıtış dersin ki Pucca çok az sayıda kişilye bir şifre vermiş sadece o şifreyi söylediğinde kitaba ulaşabileceğiz ve kitapla dünyayı kurtaracağız.ekranda kitabın adını gördüm takıldım bilgisayarda aratan kızın peşine.ve kitap ellerimde...parayı ödemek için kasaya gittim.suratımda 'gerizekalılar bir b.k bildiğiniz yok alın bakın Pucca'nın kitabı bu!' ifadesi arkama bakmadan çıktım ordan.yürüyen merdivenlerde okumaya başladım.otobüs durağına kadar aralarda 2şer saniye düşmeyeyim diye yola bakarak devam ettim okumaya.kendimi otobüsün birine attım, g.tümü sağlam bir yere yasladımmm ve daldım küçük aptalın büyük dünyasına...ani bir frenle öne doğru uçtum.toparlanıp kafamı bir kaldırdım ki inmem gereken durağı geçiyoruz.'lannnn' diyebildim ve hemen ardından hiç vakit kaybetmeden 'ya hadi beee öteki durak ne kadar uzakmış' diye söylenmeye başlamıştım bile.otobüsten indim koşar adımlarla yürüyorum eve doğru.gündüz olsa cidden otururdum kaldırıma kitap bitene kadar da kalkmazdım.ama her taraf karanlık ancak bir sokak lambasının altında otursam yazıları görebilirdim o da çok dramatik olurdu gerek yok.sokağa girdim annemin 'eve yaklaştığında haber ver bakkaldan bir şeyler aldıracağım' dediği geldi aklıma.uflayıp pufluyorum.annem de sağolsun bakkalın en ücra köşesine yerleştirilmiş şeyi, 'kaya tuzunu-napacaksa-' istemiş ara ara bulamadım.söylenmelerim tüm hızıyla sürüyor bu sırada.neyse eve attım kendimi anneme kitabı gösterdim.'anneeeeaaa bak Pucca'nın kitabıı' dedim.Pucca'dan her bahsedişimdeki gibi 'kim o?' dedi.'ya varya hani internette okuyorum demiştim çok süper yazıyor demiştim' dedim.'napcaz biz seni bilmiyorum ki' bakışına aldırmayıp hemen odama daldım.iki dakika sonra da annem odama gelip laptopta oyun oynamaya başladı.o sırada ben de Pucca'nın Serdar Ortaç Sendromu'nu okuyordum tam hayvan gibi gülerek.annem de neye güldüğümü sorunca yüksek sesle ona da okudum o bölümü.'sen bitir ben de okuyayım' dedi ve beni kendi halime bıraktı.

ya şimdi biraz duygusal şeyler yazacağım.ilk ne zaman fark ettim Pucca'nın blogunu hatırlamıyorum ama gerçekten bilgisayar karşısında gülmekten şekilden şekile girdiğim zamanlar oldu okurken.önüme gelen herkese de okuttum.'oğlum çok güzel yazıyor ya okusanıza' diye anlatıp durdum.Romanya'daki organizasyonun molalarında odama kaçıp bugün bir şey yazmış mı diye blogunu kontrol ettim.yazmıştı.gurbet ellerde kendi kendime okuyup gülerken yüzüme manasızca bakan İsveçli oda arkadaşıma bile anlattım 'işte böyle böyle biri şöyle süper yazıyor böyle güldürüyor.' diye.hatta bir gün 'yeaa o fakemiş bir grup yazıyormuş tek kişi değilmiş' diyen arkadaşıma sert çıkıp 'saçmalama be Pucca o' dediğim bile oldu.hea bunu hiç tanımadığım ve muhtemelen tanışmayacağım biri için niye yaptım? gerçekten bilmiyorum.kitabının çıkacağıyla ilgili yazdığı yazıyı okuduğumda çok çok çok mutlu oldum.'okuyun şu hatunu' dediğim arkadaşlarıma 'yaa kitabı çıkıyor siz de alın bak hea' deyip ifadesiz suratlarıyla karşılaşınca içimden ' mallar ne kaçırdığınızın farkında değilsiniz.zaten okumayın a.q bize özel kalsın hem biz aylardır takip ediyoruz onu hıhhh' diye triplere girdim.şimdi kitabı okurken bir yandan içimden 41'in katları şeklinde tekrarlıyorum: 'Nolur nolur adını sanını bilenler saygı göstersinler ve hiçbir yerde duyulmasın adı.' bir yanım da 'lan meşhur olmasın ama oğlum bunu da ben yazdım diyebilsin bir yerlerde' diyor.


neyse lafı daha fazla uzatmayayım kitaba dönmeliyim:)


Pucca'ya özel not >> Umarım çok ayıp ayıp şeyler yazmamışsındır annem okuyacak.Kızıma bak hele neler okuyor diyecekD:D:DD::D merhaba ben köyden fadime.şu an şaçlarım iki örük uçlarına da kuzumuz kınalı kuzu gibi kına yaktım.


Vallahi orijinal aldım, korsan değil:D