<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650</id><updated>2011-07-31T06:33:17.472+03:00</updated><title type='text'>Hun ü ZeN</title><subtitle type='html'>Hun ü Zen henüzen değildir!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>38</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-5433617729083177859</id><published>2010-07-07T19:14:00.003+03:00</published><updated>2010-07-07T19:16:23.586+03:00</updated><title type='text'>tumblr in, blogger out</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;ya ben buraya yazamıorum artık.Tumblr açtım blogger'ı sattım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;takip etmek isteyenler için tumblr'ım &gt;&gt; &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold; font-family: arial; color: rgb(255, 0, 0);" href="http://onubunubirakdanaber.tumblr.com/"&gt;tıkla bakayım bir&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-5433617729083177859?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/5433617729083177859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/07/tumblr-in-blogger-out.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/5433617729083177859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/5433617729083177859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/07/tumblr-in-blogger-out.html' title='tumblr in, blogger out'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-1706301794523034879</id><published>2010-06-23T16:59:00.003+03:00</published><updated>2010-06-23T16:59:50.464+03:00</updated><title type='text'>Tuvalet Önü Kadın Profilleri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; color: rgb(51, 153, 153);" class="caption"&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Eskihisar - Topçular arası feribotunu  her zaman çok sevmişimdir.yazları saatlerce beklenen kuyruklar, kasa  kasa şeftali almalar, kaçıncı feribota bineriz tahminleri falan feribota  ulaşmadan önceki güzellikleri oranın.Bir de feribotun içindekiler var  ki favorim tuvalet önü kuyruklarıdır orada her tür kadına  rastlayabilirsiniz.ta ta ta taaam günün konusu : tuvalet önü kadın  profilleri&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sıkışma bahanesiyle öne geçmeye çalışan yaşlı teyze :&lt;/em&gt;bunlar  önlerinde 34894 kişilik sırayı umursamadan yok böbreğim ağrıyor, yok  çişimi tutamıyorum, hastayım yavrum gibi biraz daha uğraşılsa ve  teyzenin yaratıcılığına bağlı olarak daha fazla türetilebilecek  bahanelerle bir an önce sıranın en önüne geçmeye çalışan genellikle 50+  yaşlarındaki hanım teyzelerdir.sırayı bozdukları yetmezmiş gibi yol  boyunca beklemekten sidikken b.ka dönen tuvalet ihtiyaçlarını uzuuun  uzuuun gidermeleri yüzünden tuvaletten çıkması en çok beklenen  kadınlardır.çok küfür yerler.haksızdırlar.&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Erkek çocuğunu işeten anne :&lt;/em&gt; bunlar 1. grup gibi  sıranın önüne geçmeyi amaçlayan ve bu amaç uğrunda küçük erkek çocuğunu  kullanan hanımlardır.asıl amaç çocuğum tutamıyor çişini, erkek  tuvaletine tek başına giremiyor ablası daha çok küçük bahanelerini  kullanıp girilen tuvalette çocuğundan sonra kendisinin de çişini  yapmasıdır.en az 1.grup kadar küfür yerler, tuvalet sıralarında  sevilmezler, kötü kötü bakışlara maruz kalırlar.ayrıca konuya başka bir  açıdan bakmamız gerekirse, kadınlar tuvaletinde çoğu zaman kapı yarı  açıkken herkesin gözü önünde küçücük pipisiyle çişini yapmak zorunda  bırakılan küçük çocuğun ileride yaşayacağı cinsel buhranlar, penisim  küçük kompleksleri ve ileri boyutta teşhircilik eğilimi kaçınılmazdır.&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Sırasını kapanlara atarlanan asi genç :&lt;/em&gt; bunlar  aslında sadece tuvalet önlerinde değil kafamızı çevirdiğimiz her yerde  görebileceğimiz tahmini 15-25 yaş aralığındaki üst sınıra yaklaşıldıkça  dip boyası gelmiş sarı&amp;amp;kahverengi saç rengi,uyduruk bir eşofman altı  üstüne giydiği dışarı t-shirtünden ev t-shirtüne geçme aşamasındaki  t-shirt giyme tek tipliliğinde, tahammülsüz ve çişini kaçırmamak için  sallanırken bir yandan sallanmasına uyumlu bir şekilde cıkcıklayan  hanımlardır.genelde tuvalete tek başlarına gelmezler.yanlarında  getirdikleri ‘çişim çok yok ama yol uzun ne olur ne olmaz  geleyim’cilerle ittifak kurup sırasını kapanlara sayıp söverler.fakat bu  sayıp sövme işi nedense sırayı kapan tuvaletten içeri girdikten sonra  olur.içlerinde kalan son saygı kırıntıları sövme işinin sırayı  kapanların yüzlerine karşı yapılmamasını sağlar.&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;‘Tuvalette ne çıkarıyorlar’ dedikodusu yapan kadın :&lt;/em&gt;bunlar  orta yaşlı evliliğinde mutsuz, hayatından mutsuz kadınlardır.fakat tüm  mutsuzluklarını sindirmiş ve bununla yaşamayı öğrenmişlerdir.bu öğrenim  sürecinde de tek dayanakları başkalarının hayatlarıyla dalga  geçmeleridir.oturdukları çevrede ‘kazım da karısını bir adamla aldatmış’  dedikodusunun yayılmasından sonra kim kimden duydu ben fadimeden duydum  o da kamurandan şeklinde bir yayılma çizelgesi çıkarıldığında  çizelgenin en başında olacak kadınlar hiç şüphesiz onlardır.tuvalet  kuyruklarında önlerindeki sıranın uzunluğuna aldırış etmeden o an  içeride olan kadın hakkında herkesin duyabileceği şekilde ‘bu da bir  saattir çıkamadı ne çıkarıyorsa dünyaları s.çtı’ demelerinin hemen  ardından sigaradan kartlaşmış erkeksi sesleriyle gülmeleri sıradaki  tahammülü iyice azalan 3.grup kadınları başta olmak üzere herkesi  sinirlendirir.ishal/kabızlık gibi ekstrem bağırsak faaliyetleri olmayıp  düzenli ve randımanlı bir şekilde tuvalet ihtiyacını karşılayabilen bu  kadınlar, girdikleri tüm tuvaletlerde her daim en büyüğü  çıkarabilenlerdir.&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;4.gruba sinirlenen kadınlar :&lt;/em&gt; bunlar kuralcı ve  prensipli kadınlardır.en büyük kuralsızlıkları b.k çayları diye tabir  edebileceğim çayları  kabızlıkları yüzünden kontrolsüzce  içmeleridir.çişlerini tutmakta zorlanmaları yetmezmiş gibi sırada densiz  densiz konuşan 4.grup kadınının o son kahkahasıyla gözleri dönebilir bu  iki zorlayıcı durum sebebiyle bambaşka insanlara dönüşebilirler.sırada  beklerken dayanamayıp ılık ılık çişini paçalarına salan kadınlar bu  gruptan çıkarlar.&lt;/strong&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-1706301794523034879?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/1706301794523034879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/tuvalet-onu-kadn-profilleri.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1706301794523034879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1706301794523034879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/tuvalet-onu-kadn-profilleri.html' title='Tuvalet Önü Kadın Profilleri'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-855954234771794697</id><published>2010-06-04T23:43:00.001+03:00</published><updated>2010-06-04T23:43:58.533+03:00</updated><title type='text'>dün</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;bir telefon konuşmasına tanık oldum ve o andan beri allahım nolur kız gerçekten de birine bunları söylüyor olmasın deli falan olsun kendi kendine konuşuyor olsun o bile kabulüm diye dua ediyorum.Kabataş'tan tramvaya bindim oturacağıma olan inancım sayesinde içerden 3 vagon yürüyüp bir yer buldum oturdum.yanıma da karşımdaki camdan gördüğüm kadarıyla normal görünümlü bir hatun dikildi.telefonu çaldı, açtı yani galiba böyle oldu çünkü o kısımları pek umursamamıştım taa ki ağzından şöyle şeyler çıkana kadar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;'yaa ben bir psikopatlık yaptım inanmayacaksın.önce gmailden bir mail adresi aldım anlamasın bulamasın diye sonra o adresle facebook hesabı açtım.fake hesap.adını da Edward Cullen koydum.sonra kendi hesabımdan onu ekleyip evli olarak işaretledim.evliyiz yani şu an adım da Bayan Cullen görünüyor.'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;'fake hesap açtım'a kadar öylesine kulak misafiri oldum tamam hani  eski sevgilisini ya da hoşlandığı tipi ekleyecektir ajanlık yapacaktır falan diye geçiriyorum aklımdan.Edward Cullen lafını duydum benim gözler direkt camdan kızın yüzünü görmek için normalle aynı açıyı yapacak şekilde döndü.allahım bakıyorum kız gayet normal bir tip.bir psikopatlık bir ilginçlik yok.liseden mezun olduğu gibi iş hayatına atılmış kendi parasını kazanan ama hala ailesiyle kalan kız tipinde.ve küçük de değil 22-23 rahat vardır.küçük olsa ayağa kalkıp tramvaydakilere 'ergendir kusuruna bakmayın' diyeceğim.baktım olacak gibi değil yanımda biri yaptığında kafasına çantamı geçirmek istediğim şeyi yaptım, kulaklığın ikisini de takıp müziği son ses açtım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;google'ı da kapatmışlar bayan cullen diye aratıp bulamıyorum kızı ki açtığım fake facebook hesabımdan tüm arkadaşlarına 'tehlikenin farkında mısınız?' diye mesaj atayım..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-855954234771794697?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/855954234771794697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/dun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/855954234771794697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/855954234771794697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/dun.html' title='dün'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-1631905127168705063</id><published>2010-06-03T23:36:00.001+03:00</published><updated>2010-06-03T23:36:37.462+03:00</updated><title type='text'>Küçük Aptalın Büyük Dünyası'nı erkenden okuyup sonunu anlatanı mıhlarım!</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153); font-family: arial;"&gt;kafamda gün boyunca bugün çıkacak kitapla uğraştım.kızım Pucca çok heyecanlıdır lan şimdi.uyuyamıyordur da ayyy yavrum yazık lann diyorum böyle gülüyorum kendi kendime falan ilginç bir haller içindeyim.gündüzden de iki tane finalim var aman okula bir saat erken gider bakarım biraz diyecek kadar rahatım.tek derdim yarın çıkacak kitap.'ya şimdi ismini açıklamıyor ama Cem Mumcu falan gördü bunu orda burda densizlik edip arkadaşlarına söyleyecek öyle öyle yayılacak kız rahatsız olcak babasının kulağına gitcek eyvahh!!'  gibi düşüncelerimin arasından uykum ben geldim bırak Pucca'yı lan diye gösterdi kendini. 'Anne beni 12'de kaldır ders çalışmam lazım' diyerek yattım ama sağıma dönüyorum gülüyorum soluma dönüyorum 'off blogdan farklı ne anlattı acaba' merakı derken uyumuşum.uyumaz olaydım.rüyalar kabuslar içinde ordan oraya gidiyorum sürekli bir yerlere geç kalıyorum.koşturuyorum ama hedef belli değil.arada uyanıyorum hala psikopat gibi ulan kitapta nolcak acaba diye uyuyakalıyorum.annem arada 'kalk hadi ders çalışcaktın' deyip duruyor.bilmiyor ki ben ne alemlerdeyim.sonra annemin ısrarlarına dayanamayıp kalktım.Twitter'a baktım, facebook'a baktım,ders notlarının olduğu çantama baktım.derin bir nefes aldım.daha o nefesi alırken ders mers çalışmayıp yatacağıma karar vermiştim bile.birkaç saatlik hiçbir yere yetişememe temalı rüyalardan sonra telefonumun alarmıyla açtım gözleri.hep aynı senaryo:insan gibi bir saatte uyumazsın yarı uyur uyanık geçen saatler sonunda sabaha doğru uyuyakalıp alarmın çalmasına birkaç dakika kala uyanırsın.bir sevinirsin ehi ehi 3 dakikam var daha diye ama bir yandan da bilirsin s.kseler kalmayacaksın 3 dakika sonra ve o alarm ertelenecek.rutinimi bozmadım senaryoya uydum ve45 dakika boyunca erteledim alarmı.sonra baktım yetişemeyeceğim sınava hem geceden de hiçbir şeye çalışmadım kalk bebeğim hadi canım süpersin bugün gene harikasın kalk da git o sınavda harikalar yarat motivasyonuyla kalktım gittim okula.bir yandan da ulan param yok ödev teslimine renkli çıktı alacağım hiç kalmayacak para falan galiba kitabı bugün alamayacağım diye bangır bangır bağırınan iç sesimi susturmaya çalışıyorum.sonra bir ampul yandı kafamın üstünde.ya babamı da görmedim ne zamandır, iş yerine gidip para alırım ordan da taksime çıkar kitabı alırım diye yaptım planı.neyse gittim babamın işyerine.akşamları patronuyla birlikte dönüyorlar eve gel de hep beraber döneriz dedi.zaten patronuna sinir oluyorum, taksim işininin de iptal olmasına sebep olduğu için hepten nefret ettim bugün adamdan.yolda açtığı kro kro radyolardan hayatımda duymadığım şarkıları dinleyerek Altunizade'ye kadar geldik.tabi ben yenilgiyi kabul ettim yarın alırım ya olsun diye kendimi avutuyorum.normalde Altunizade'den falan gitmiyordu yol boyunca içimden  'tam bir mal ya ne diye burdan geldi ki uzadı işte yol' diye söylendim.meğer bir yere uğrayacakmış.sonra ikinci ampul yandı kafamda :'Capitol'de d&amp;amp;r var!d&amp;amp;r'da kitap var!' hemmen babamı dürtükledim ben Capitolde ineceğim kitap almam lazım dedim.kitap kaçıyormuş gibi koştura koştura girdim d&amp;amp;r'a.kasadaki iki salağa sırıtarak 'Pucca'nın kitabı geldi mi' dedim en sevimli halimle.bunlar bir gülüştüler.kitaplarla ilgilenen arkadaşa sorun dediler.gittim yine aynı sevimliliğimle kitapçı elemana 'Pucca'nın kitabı geldi mi' dedim o da anlamadı neyden bahsettiğimi.bilgisayarlarından arattılar.o bilgisayara yürüyene kadar 439830 parçaya bölündüm.'kesin gelmedi buraya.büyük kitapçılarda vardı.malsın kızım taksime gidecektin işte.' içim alıp alıp veriyor ama yüzümde pis bir sırıtış dersin ki Pucca çok az sayıda kişilye  bir şifre vermiş  sadece o şifreyi söylediğinde kitaba ulaşabileceğiz ve kitapla dünyayı kurtaracağız.ekranda kitabın adını gördüm takıldım bilgisayarda aratan kızın peşine.ve kitap ellerimde...parayı ödemek için kasaya gittim.suratımda 'gerizekalılar bir b.k bildiğiniz yok alın bakın Pucca'nın kitabı bu!' ifadesi arkama bakmadan çıktım ordan.yürüyen merdivenlerde okumaya başladım.otobüs durağına kadar aralarda 2şer saniye düşmeyeyim diye yola bakarak devam ettim okumaya.kendimi otobüsün birine attım, g.tümü sağlam bir yere yasladımmm ve daldım küçük aptalın büyük dünyasına...ani bir frenle öne doğru uçtum.toparlanıp kafamı bir kaldırdım ki inmem gereken durağı geçiyoruz.'lannnn' diyebildim ve hemen ardından hiç vakit kaybetmeden 'ya hadi beee öteki durak ne kadar uzakmış' diye söylenmeye başlamıştım bile.otobüsten indim koşar adımlarla yürüyorum eve doğru.gündüz olsa cidden otururdum kaldırıma kitap bitene kadar da kalkmazdım.ama her taraf karanlık ancak bir sokak lambasının altında otursam yazıları görebilirdim o da çok dramatik olurdu gerek yok.sokağa girdim annemin 'eve yaklaştığında haber ver bakkaldan bir şeyler aldıracağım' dediği geldi aklıma.uflayıp pufluyorum.annem de sağolsun bakkalın en ücra köşesine yerleştirilmiş şeyi, 'kaya tuzunu-napacaksa-' istemiş ara ara bulamadım.söylenmelerim tüm hızıyla sürüyor bu sırada.neyse eve attım kendimi anneme kitabı gösterdim.'anneeeeaaa bak Pucca'nın kitabıı' dedim.Pucca'dan her bahsedişimdeki gibi 'kim o?' dedi.'ya varya hani internette okuyorum demiştim çok süper yazıyor demiştim' dedim.'napcaz biz seni bilmiyorum ki' bakışına aldırmayıp hemen odama daldım.iki dakika sonra da annem odama gelip laptopta oyun oynamaya başladı.o sırada ben de Pucca'nın Serdar Ortaç Sendromu'nu okuyordum tam hayvan gibi gülerek.annem de neye güldüğümü sorunca yüksek sesle ona da okudum o bölümü.'sen bitir ben de okuyayım' dedi ve beni kendi halime bıraktı.&lt;/span&gt;   &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153); font-family: arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya şimdi biraz duygusal şeyler yazacağım.ilk ne zaman fark ettim Pucca'nın blogunu hatırlamıyorum ama gerçekten bilgisayar karşısında gülmekten şekilden şekile girdiğim zamanlar oldu okurken.önüme gelen herkese de okuttum.'oğlum çok güzel yazıyor ya okusanıza' diye anlatıp durdum.Romanya'daki organizasyonun molalarında odama kaçıp bugün bir şey yazmış mı diye blogunu kontrol ettim.yazmıştı.gurbet ellerde kendi kendime okuyup gülerken yüzüme manasızca bakan İsveçli oda arkadaşıma bile anlattım 'işte böyle böyle biri şöyle süper yazıyor böyle güldürüyor.' diye.hatta bir gün 'yeaa o fakemiş bir grup yazıyormuş tek kişi değilmiş' diyen arkadaşıma sert çıkıp 'saçmalama be Pucca o' dediğim bile oldu.hea bunu hiç tanımadığım ve muhtemelen tanışmayacağım  biri için niye yaptım? gerçekten bilmiyorum.kitabının çıkacağıyla ilgili yazdığı yazıyı okuduğumda çok çok çok mutlu oldum.'okuyun şu hatunu' dediğim arkadaşlarıma 'yaa kitabı çıkıyor siz de alın bak hea' deyip ifadesiz suratlarıyla karşılaşınca içimden ' mallar ne kaçırdığınızın farkında değilsiniz.zaten okumayın a.q bize özel kalsın hem biz aylardır takip ediyoruz onu hıhhh' diye triplere girdim.şimdi kitabı okurken bir yandan içimden 41'in katları şeklinde tekrarlıyorum: 'Nolur nolur adını sanını bilenler saygı göstersinler ve hiçbir yerde duyulmasın adı.' bir yanım da 'lan meşhur olmasın ama oğlum bunu da ben yazdım diyebilsin bir yerlerde' diyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-family: arial;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153); font-family: arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse lafı daha fazla uzatmayayım kitaba dönmeliyim:)&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-family: arial;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-family: arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pucca'ya özel not &gt;&gt; Umarım çok ayıp ayıp şeyler yazmamışsındır annem okuyacak.Kızıma bak hele neler okuyor diyecekD:D:DD::D merhaba ben köyden fadime.şu an şaçlarım iki örük uçlarına da kuzumuz kınalı kuzu gibi kına yaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;a onblur="try  {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAgP17zQunI/AAAAAAAAAKU/4izB-FpW0D4/s1600/dgedrgr.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 288px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAgP17zQunI/AAAAAAAAAKU/4izB-FpW0D4/s320/dgedrgr.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478646365956389490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic; color: rgb(51, 153, 153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vallahi orijinal aldım, korsan değil:D&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div face="arial" style="text-align: justify; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-1631905127168705063?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/1631905127168705063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/kucuk-aptaln-buyuk-dunyasn-erkenden.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1631905127168705063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1631905127168705063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/kucuk-aptaln-buyuk-dunyasn-erkenden.html' title='Küçük Aptalın Büyük Dünyası&apos;nı erkenden okuyup sonunu anlatanı mıhlarım!'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAgP17zQunI/AAAAAAAAAKU/4izB-FpW0D4/s72-c/dgedrgr.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-7398088433467691014</id><published>2010-06-02T20:38:00.001+03:00</published><updated>2010-06-02T20:38:23.817+03:00</updated><title type='text'>Bazen Derslerde Çok Sıkılırız'dan parçalar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;bir önceki döneme kıyasla daha fazla süreyi okulda geçirdim bu dönem.derslerime mümkün olduğunca ve uyanık kalabildikçe gittim.Karşılığını alacağım hiç şüphesiz.Karşılığını alacak tek kişi de değilim üstelik.Bu dönem acısıyla tatlısıyla bitmek üzere.Kah güldük kah ağladık:D:D ve bazen derslerde çok sıkıldık...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAaWNd8s87I/AAAAAAAAAKE/3ZmmauVIfxc/s1600/dgdgdg.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 211px; height: 282px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAaWNd8s87I/AAAAAAAAAKE/3ZmmauVIfxc/s320/dgdgdg.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478231154864485298" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAaWNjwdEQI/AAAAAAAAAKM/SyNmb-Dedz8/s1600/esra+mektup.JPG"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 294px; height: 227px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAaWNjwdEQI/AAAAAAAAAKM/SyNmb-Dedz8/s320/esra+mektup.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478231156423725314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-7398088433467691014?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/7398088433467691014/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/bazen-derslerde-cok-sklrzdan-parcalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/7398088433467691014'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/7398088433467691014'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/bazen-derslerde-cok-sklrzdan-parcalar.html' title='Bazen Derslerde Çok Sıkılırız&apos;dan parçalar'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/TAaWNd8s87I/AAAAAAAAAKE/3ZmmauVIfxc/s72-c/dgdgdg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-7957014093745296176</id><published>2010-06-02T02:56:00.001+03:00</published><updated>2010-06-02T02:56:34.736+03:00</updated><title type='text'>bazen neyin kafasında olduğumu ben de bilmiyorum</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-size:100%;" &gt;Hunüzen : Okulda mısın?&lt;br /&gt;A                       : evet fakültedeyim şuan sınavım var birazdan...&lt;br /&gt;Hunüzen : tamam sen gelince fakültede bi bakalım termoya&lt;br /&gt;A                       : zaten fakültedeyim ama termodan öncede sınav var&lt;br /&gt;Hunüzen : ok o zaman ben fakülteye gidiyorum sende gelirsin...&lt;br /&gt;A                       : Hunüzen sen beni dinliyor musun allasen :D :D&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: arial; font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;fiyuu ne uzun bir başlık &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-7957014093745296176?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/7957014093745296176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/bazen-neyin-kafasnda-oldugumu-ben-de.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/7957014093745296176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/7957014093745296176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/06/bazen-neyin-kafasnda-oldugumu-ben-de.html' title='bazen neyin kafasında olduğumu ben de bilmiyorum'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-129853003383503899</id><published>2010-04-19T02:38:00.002+03:00</published><updated>2010-04-19T02:52:27.898+03:00</updated><title type='text'>Enter The Void / Boşluk - Gaspar Noe</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;(filmi izlemediyseniz ve izlemeyi düşünüyorsanız okumayın)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-family:arial;" &gt;Lütfen gir artık şu ışığın içine!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;karakterinin ilk 20-25. dakikasında bütün her şeyi anlattığı bir filmi tam iki buçuk saat boyunca her parlak ışık görünüşünde 'heh şimdi girecek oraya ve bitecek' umuduyla izlediğinizi düşünün.olmadı mı?Biraz daha yardımcı olayım o zaman...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin kitapçığını alıp karıştırırken yönetmeninin adını gördüğüm an bilet almaya karar vermiştim bile.Gaspar Noe! Seneler önce, lisedeyken yaşımdan dolayı sinemaya sokmuyorlar diye vcd'sini alıp izlediğim, akıllara zarar tecavüz sahnesiyle kafama kazınmış irrevérsible filminin psikopat yönetmeni, bu sefer ölümden sonra ruhun bedeni terkedişi, reenkarnasyon ve bir miktar odipal kompleksi harmanlayıp 'Enter The Void / Boşluk' adıyla salmış sinema piyasasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Film, yazılarının rüyalarda olayların hop orda hop burda yaşanmasını andıran tarzda, sersemletici bir hızda aktığı sıradışı bir jenerikle başladı.'heeh başlıyoruz'  ve hemen ardından kullanıldığı her filme ayrı bir boyut katan şarkının &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://fizy.com/#s/10sjjs"&gt;(LFO - Freak)&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; çalmasıyla 'uçuş başlasın' diyebildim içimden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Küçükken anne ve babası yaptıkları kazada gözlerinin önünde ölen Oscar'la Linda ayrı çocuk esirgeme yurtlarına veriliyorlar.Oscar bir şekilde Tokyo'ya geliyor ve uyuşturucu satıcılığından kazandığı ve arkadaşının annesiyle yatması karşılığında kadının buna verdiği parayla Linda'yı Tokyo'ya getiriyor.Bunu sonradan anlıyoruz tabi.Linda ve Oscar'ın Tokyo'nun yukardan nasıl göründüğüyle ilgili konuşmaları, Oscar'ın arkadaşı Alex'in keş olduğuyla ilgili tartışmaları, yine Oscar'ın arkadaşı/uyuşturucu işindeki ortağı Victor'un kendi uyuşturucusunu 'Void' adlı mekana getirmesini istemesinin ardından Oscar'ın kafası bir milyonken Alex'in, evine gelmesi ve okuması için verdiği, ölümden sonra ruhun bedenden ayrılıp ne olduğuyla ilgili olan kitabı sorup yol boyunca kitabın Oscar'ın okumadığı kısmını anlatmasının bitmesiyle film aslında seyirci için de bitiyor.Çünkü sonrasında izleyeceğimiz her şey yolda anlatılan kitabın mükemmel bir görselliğe dökülmüş halinden başka bir şey değil.Ama o görsellik de bir yere kadar!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kitapta ruhun ölümden sonra bedenin üzerine çıktığı ve o andan itibaren her şeyi görebildiği/duyabildiği fakat hiçbir tepkisinin hissedilemediği, içinde bulunduğu bu boşlukta da iki seçeneğinin olduğu anlatılıyor: ya sevişen iki çiftin karnında beliren sarı ışığa doğru gider ya da en kötü kabuslarından bile kötü bir süreci seçer.Seçimi yapana kadar da bedenin yaşadığı tüm hayatı :) film şeridi gibi önünden geçer.Bu sarı ışığa gitme meselesi de kadının hamile kaldığı anda gerçekleşen tekrar bir bedene yerleşme durumu yani reenkarnasyon.Alex yolda bunu anlatıyor ve Victor'un beklediği Void'a gittiklerinde Oscar, Victor'un annesiyle yattığı için intikam olarak çağırdığı polislere uyuşturucuyla yakalanmamak için kaçtığı tuvalette vurularak öldürülüyor.Bana kalsa bu sahneden sonra sevişen bir çiftin sarı ışığına sokardım Oscar'ın ruhunu ohh herkes rahat.Ama Gaspar Noe'ye kalınca işler o kadar da kolay olmuyor.Dakikalarca ordan oraya gitti, Linda hamileydi 'heeh şimdi onun çocuğu olarak doğacak' dedim Linda çocuğu aldırdı.(bu arada ilk defa kürtajın açık açık nasıl yapıldığını görmüş oldum bir yaşıma daha girdim.)Kamera Oscar'ın ruhunu temsil ettiği için baktığı her yer gösteriliyordu.Bir ara morgda bulunduğu konumun görüş açısından yandaki masada yatan ölüleri falan gösterince 'lan tahmin ettiğim gibi değil herhalde ölmedi mi bu şimdi hay a.q ' desem de onu da Linda'nın rüyası olduğunu söyleyerek kurtardı Gaspar efendi.ve artık sona yaklaştığımızı hissettiren ölüm anının gözünün önünden geçmesi sahnesinden sonra rahat bir 35-40 dakika geçti bitimine kadar.Bu dakikalarda da tepesinde LOVE yazan bir binanın odalarında sevişen çiftleri izledik.O çiftlerden biri de Alex ve Linda'ydı.Tahmin edin bakalım ne oldu?Sevgili Oscar'ın ruhu aralarındaki parlak ışığı görüp Alex'in penisinden fırlayarak kızkardeşi Linda'nın yumurtasını dölleyen spermin içine yerleşti.Doğumda göbek bağının kesilmesiyle de film bitti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-style: italic;font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filmin arından kısa kısa&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Madem başından anlatıyorsun niye o kadar uzun sürüyor bu film?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;LOVE binasındaki sevişme sahnelerinde önden bir teyzenin 'cıkcık'lamasına salonca koptuk.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Başlangıçta tamamen dolu olan salonu film bitmeden bir Gaspar Noe klasiği olarak bir sürü kişi terk etti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Az da olsa &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.imdb.com/title/tt0371257/"&gt;Stay&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; filminin havası vardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Reenkarnasyona inanmadığım için onunla temellendirilmesi beni pek açmadı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Binadaki çiftleri gezip gezip en son Linda&amp;amp;Alex çiftini seçmesi 'Ailemizi biz mi seçiyoruz' sorusunu aklıma getirmedi değil.(bence saçmaydı bu kısım)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Oscar'ın ruhunun sperme giriyor oluşu çok zekiceydi.Zira o kısım atlanıp direkt çocuk doğsaydı ya da o izlenim verilseydi 'diğer spermlere ne oldu? Tek bir sperm yumurtayı döllemeye çalışmıyor ki' diye karşı çıkabilirdim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Filmde Oscar'ın ruhunun sahip olduğu bilinç yapısı dövmemdeki 3. okun ta kendisi.Dövmemde ima ettiğim şey kesinlikle daha iyi anlatılamazdı.(bir ara da dövmemin anlamını yazayım burada da çevreci misin diyenleri link vererek cevaplayayım)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Gereksiz uzunluğuna rağmen filmin mükemmel bir kurgusu vardı.Bu da Gaspar Noe kafasından kaynaklanan bir şey.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Filmin bir yerinde kendi adını geçirerek önceden yazdığım senarist olduğunu düşünelim mi neydi başlıklı yazıyı hatırlamama sebep oldu.(yazının linkini eklemeye üşendim)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&gt;&gt;Gelirken eve ulaşabileceğim son minibüse yetiştim ve taksi parası cebimde kaldı.Mutluyum ve öğrenciyim:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;bir film festivali daha böyle son buldu..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-129853003383503899?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/129853003383503899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/04/enter-void-bosluk-gaspar-noe.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/129853003383503899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/129853003383503899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/04/enter-void-bosluk-gaspar-noe.html' title='Enter The Void / Boşluk - Gaspar Noe'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-8265166950502977985</id><published>2010-04-09T22:33:00.002+03:00</published><updated>2010-05-09T02:34:50.329+03:00</updated><title type='text'>Happy?</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: justify; font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;Eski bir not defterimi buldum odada.Sayfalarını karıştırırken not aldığım bir sözü görmüş bulundum ve nedendir bilemedim &lt;a style="color: rgb(255, 0, 0);" href="http://fizy.com/s/1aesr1"&gt;bunu&lt;/a&gt; dinlemek istedim.Alaka kuramadım ama istek işte ne zaman nasıl gelip içine gireceği belli olmuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Geçmişi sıla belleyenler ömür boyu gurbette yaşamaya mahkum olduklarına göre, ya hafızayı hatıralardan uzaklaştırmak lazımdı ya da hatıraları ait oldukları zamandan.Aksi takdirde, acıtırdı geçmiş; boş yere yaralanırdı insan.'&lt;br /&gt;                                                                                                     EŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-8265166950502977985?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/8265166950502977985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/04/happy.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8265166950502977985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8265166950502977985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/04/happy.html' title='Happy?'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-1400135392257325654</id><published>2010-03-25T22:43:00.001+02:00</published><updated>2010-03-25T22:43:28.256+02:00</updated><title type='text'>Okumalar dokumalar</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;son bir haftada elimden üç kitap geçti : Pascal Bruckner - Güzellik Hırsızları, Orhan Pamuk -Beyaz Kale ve Jim Crace - Ölürken.Ölürken'i bitirince yazayım diyordum ama dayanamadım bir şeyler yazasım var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Bayağıdır kafamda olan bir mekan tanıtımı yazısı vardı aslında ama bir şeyler yazmaya üşendiğimden ve twitter sebebiyle 140 karakteri aşan cümle kurgusunda artık zorlandığımı fark ettiğimden erteleyip duruyordum bu yazma işini.öyle ay şöyle güzel böyle mükemmel demeyeceğim kendisiyle ilgili sadece şimdiye kadar okuyup çarpıcı ve sıradanlıktan çok uzak bulduğum kitapların hepsini aldığım bir kitapçının varlığından haberdar edeceğim.İstiklal Caddesi'nde Galatasaray Lisesi'nin karşısındaki sokaktan girip sokağın sonundaki ilk soldan yaklaşık 40-50 metre yürüdüğünüzde yolun solunda kalan bir kitapçı.keşke adını da hatırlasaydım, daha rahat bir tarif olabilirdi ama anlattığım tarife uyulduğunda başka bir kitapçıyla karşılaşma ihtimali yok zaten.ilk defa iki sene önce fark etmiştim amaçsız amaçsız yürürken.O dönemde otobüste, motorda, metroda yapılabilecek en mantıklı şeyin kitap okumak olduğuna inandığımdan bitirdiğim bir kitap sonrasında hemen başkasına başlayıp yolculuklarımı kitapsız geçirmiyordum.Bu şekilde o kitapçıdan aldığım kitaplarıyla bir süre sonra John Steinbeck kusmuştum ama çok da belirtilmesi gereken bir bilgi değildi bu.Bir anımdı paylaştım.Her neyse...O zamandan beridir sık sık uğrarım oraya.kitaplara bakarım, arkalarını okurum çok çekerse ilk sayfalarını okurum.baktım iyi bir girişi ve arka kapak yazısı var gönlümü kaptırır alırdım.Kitapçının bir güzel tarafı da kitapların orijinal olmalarına rağmen ucuz oluşları.bu durum biraz da yayınevi ile alakalı galiba.emin değilim.bu küçük gittim beğendim siz de gidin beğenin temalı girizgahtan sonra asıl konuma geleyim..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;bazen okuduğum kitapların sıralaması raslantısal olarak öyle bir ayarlanıyor ki sanki böyle ilginç bir güç tarafından 'bundan sonra bunu okumalısın hun ü zen' diye yönetiliyormuşum hissine kapılıyorum.bu duygu bir dönem çapraz bir şekilde okuduğum Milan Kundera - Elif Şafak ikilisinden Elif Şafak'ın Baba ve Piç kitabında bir kafeye Kundera ismini verdiğini gördüğümde gelip içime düşmüştü.Bugün de Pascal Bruckner - Orhan Pamuk kombinasyonuyla cee-ee ben buradayım dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Pascal Bruckner...Gerçekten ilginç bir yazar.Okuduğum ilk kitabı Hınç Ayları'ndaki birbirini her yönden zorlayan ve ilişkilerini iki kişilik bir hiyerarşi kurumuna dönüştüren bir çiftin kendi ilişkilerini, monotonluktan geberecek kadar sıkıcı başka bir çiftin ilişkisi üzerinden onların ilişkilerini bitirmeye vardıracak kadar ileri giderek sınamalarını anlatan, rahatsız edici fakat özgürlüğün tam kelime anlamında bir anlatım biçimine sahip cinsellik tasvirleriyle dolu bir kitap.Bu referansla aldığım Pascal Bruckner'ın diğer kitabı Güzellik Hırsızları'nda ardından Orhan Pamuk'un Beyaz Kalesi'ni okuduktan sonra dikkatimi çeken ise Güzellik Hırsızları'ndaki Benjamin karakterinin yaptıktan sonra büyük bir eziklik hissettiği şeyi Orhan Pamuk'un Beyaz Kale'yi yazma aşamasında yapması ve göğsünü gere gere bunu kitabının sonunda anlatmasıydı.Peki neydi bu bir roman karakterini ve roman yazarını birbirinden ayıran şey?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Benjamin, 500 days of summer'daki eleman gibi tebrik kartıdır, taziye kartıdır bu tarz insanların duygularını söze getirdiği zamanlarda söze getiremeyenler için çalışmaya başlayan bir adamdı romanın başlarında.sonra bu durum aşıklar arasında aşk mektupları yazmalar, iki sevgilinin ikisine birden küçük notlar yazmalardan eskimiş ve unutulmuş kütüphanelerin unutulmuş eserlerinden birebir kopyalarla derlenip toplanmış bir kitap yazmaya kadar vardı.-Avrupa Yakası'nda böyle bir bölüm vardı.Volkan ordan burdan tesadüfen birleştirip bir kitap yazıyordu.Güzellik Hırsızları'nı okuduğumda ilk o bölüm geldi aklıma:)- Bu araklama kitap çıktıktan bir süre sonra da sonradan karısı olacak Helene tarafından durum fark ediliyor.gerisini anlatmayayım kitabı okumak isteyenler küfür etmesinler:D&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;ve bugün birazdan detayına gireceğim Jim Crace'in Ölürken kitabına başlamaya olan yoğun isteğim yüzünden iki gün önce okuyacak bir şey kalmadı diye fakültenin kütüphanesinden almış bulunduğum Beyaz Kale'yi bir solukta bitirdim.Kitabın son sayfasını kapadığımda soluğum k.çıma kaçmıştı.Orhan Pamuk, kitapta oluşturduğu bütün karakterlerin, bütün zamansal ve mekansal yaratımlarının kaynağını tek tek okuduğu hangi kitaptan aldığını -esinlenme değil direkt aldığını- yazmış ve Benjamin'in yaşadığı içsel rahatsızlıktan kendisinde eser yoktu.kitap bitti ilk önce 'Orhan'a bak hele yüzsüzlüğünün sınırı yok' desem de bir iki dakikalık ara sonrasında beynimin işlevselliği geri geldiğinde 'Helal olsun adama resmen yüreklilik örneği' şeklinde bir düşünce değişimi yaşadım.Çok çelişkili dakikalardı benim için.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;bir de şimdi yazarken fark ettim; Milan Kundera- Elif Şafak ve Pascal Bruckner - Orhan Pamuk ikililerinin niteliksel yakınlıkları da çok korkuttu beni:) şöyle ki : Elif Şafak'ın yanlış hatırlamıyorsam Siyah Süt kitabındaydı, kadın yazarların cinsellik yazmada çekingen davrandıklarından bahsetmesi üzerine çapraz okuduğum Milan Kundera'nın bu konudaki sınırsızlığının sentezinden bu iki yazar arasındaki küçük bir bağ olarak algıladığım bu durumu görmekten okurken çok zevk almıştım.Bu sebeple Elif Şafak'ı cinselliği özgürce yazamasa da yazmaya niyetli bir yazar olarak ele alırsak bu iki kombinasyonda, okuduğum iki kitabından gönül rahatlığıyla yola çıkarak oldukça özgür bir şekilde cinsellik yazdığını iddia edebildiğim Pascal Bruckner'la eşleştirebilirim.Benzer bir yaklaşımla Nobel gibi sağlam bir ödülü almasına rağmen ülkesinde neredeyse vatan haini olarak görünen Orhan Pamuk-keşke insanları, hadi insanları geçtim edebi eserleri kategorize etmesek-  ve yazdığı Gülüşün ve Unutuşun Kitabı kitabıyla Çek vatandaşlığından çıkarılan Milan Kundera'yı da ülkelerinde sevilmeyen yazarlar olarak eşleştirebilirim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;bu bikbiklenmelerimden sonra Jim Crace'in Ölürken kitabıyla ilgili birkaç bir şey söyleyip kaçacağım.&lt;/span&gt;&lt;a style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold; font-family: arial;" href="http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/harf-hece-sozcuk-cumle-ve-evren.html"&gt;şu yazımda&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; &lt;/span&gt; bir cümle geçiyor : '&lt;/span&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;o kadar muazzam bir kurgusu olacak ki kitabı bitirip  kapağını kapadığımda bana 'oha' dedirtebilecek(...)&lt;/strong&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;karakterlerin  isimleri, konunun geçtiği yer gibi bilmeye değer bulmadığım şeyleri  değil de okurken aldığım zevki hatırlatabilmesi..'&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;ve Ölürken'in arka kapağından bir bölüm yazıyorum şimdi yorum size kalmış..&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;'Hani okuyup bitirdikten sonra, bir daha sizi terk etmeyen metinler vardır ya...Yıllar geçer, karakterleri ve olay örgüsünü açık seçik hatırlayamazsınız belki, ama kitabın duygusu sizinle kalır.İşte elinizdeki kitap onlardan biri'&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Gel de alma/okuma bu kitabı...:)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold;"&gt;not:bu ara çok mal başlıklar koyduğumun farkındayım:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: arial; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family: arial; color: rgb(51, 102, 102);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-1400135392257325654?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/1400135392257325654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/okumalar-dokumalar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1400135392257325654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1400135392257325654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/okumalar-dokumalar.html' title='Okumalar dokumalar'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-60261868030112171</id><published>2010-03-13T15:49:00.001+02:00</published><updated>2010-03-13T15:49:08.381+02:00</updated><title type='text'>kesip gidiyorum</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: arial; font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;bir kafa oluşturursun o kafanın üzerine okuduğun gördüğün şeylerle kaçak katlar çıkmaya başlarsın.kaçak çıktığın her katı kaldırabildiğin ve kendinleştirmediğin ölçüde olmuşsundur.olay kafayı kendinin oluşturmanda biraz da.Cem Yılmazvari bir şekilde burda da yapılmışı var gibi çıkıp gelmemeli ekranın arkasından bir şeyler ya da fabrika çıktısı gibi aynı aynı çıkıp durmamalı her kat.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-60261868030112171?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/60261868030112171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/kesip-gidiyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/60261868030112171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/60261868030112171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/kesip-gidiyorum.html' title='kesip gidiyorum'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-5088140904942133046</id><published>2010-03-05T00:10:00.002+02:00</published><updated>2010-03-05T00:10:18.021+02:00</updated><title type='text'>Bu adamı sevdiğimi söylemiş miydim</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; color: rgb(51, 153, 153);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;'Çocukluğumdan bu yana, dost denen kişinin, kendisiyle gizlerini paylaşacağın ve dostluk adına, bu gizlerini öğrenmek  için diretmek hakkına sahip olan insan olduğunun söylendiğini duyarım.Benim İzlandalı için dostluk, başka bir şey: dostun özel yaşamını gizlediği kapının önünde bir bekçi olmaktır; bu kapıyı kesinlikle açmayacak ve kimsenin onu açmasına izin vermeyecek kişi olmaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                                                                                               M.K.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-5088140904942133046?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/5088140904942133046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/bu-adam-sevdigimi-soylemis-miydim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/5088140904942133046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/5088140904942133046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/bu-adam-sevdigimi-soylemis-miydim.html' title='Bu adamı sevdiğimi söylemiş miydim'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-9177428528816879498</id><published>2010-03-04T22:34:00.002+02:00</published><updated>2010-03-04T22:34:50.065+02:00</updated><title type='text'>çıkanla giren bir olmuyor bazen</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;Toplantıdayız.Bir fotoğraf projesi konuşulurken Cihan'ın anısını paylaşası geldi başladı anlatmaya.Kesik kesik, hepimize bir cümleden sonra gelecek cümleyi merak etmek için yeterince zaman vererek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Balat'ta fotoğraf çekmeye gidiyoruz...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;O zaman bir kız arkadaşım vardı birlikte gidiyoruz....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Korkuyoruz da biliyorsunuz Balat'ı....&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Evler falan eski ya orada...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yürürken hep aynı yolu kullanıyoruz güvenli olsun diye...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Bir ev gördük orda...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yanındakiler harabe...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kapısında sadece '9.00-17.00 arası açık' yazıyor...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Başka hiçbir şey yok...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kapıyı çaldık...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cübbeli bir çocuk kapıyı açtı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Çok konuşmuyor sadece kapıyı açtı içeri geçmemizi işaret etti...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İçerde başka bir adam vardı, cübbeli...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İçeride her yer dolu basılacak yer yok...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Adamlar hat sanatında aşmışlar...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kapatmışlar kendilerini oraya...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;Cihan'ın anlatması bitti.dört kişi birbirimize bakıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;&lt;br /&gt;S:&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Yaa öyle bir anlatıyorsun ki ben de kız arkadaşına bir şey yaptılar saldırdılar orda kapattılar sizi oraya sandım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;&lt;br /&gt;B: &lt;span style="color: rgb(204, 102, 204);"&gt;Ben de orada kalanlar fotoğraf çekenlerden o kadar sıkılmışlar ki sadece o saatlerde çekebilirsiniz diye yazmışlar diye düşündüm.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;&lt;br /&gt;A:&lt;span style="color: rgb(204, 255, 255);"&gt; &lt;span style="color: rgb(255, 255, 51);"&gt;Ben direkt (ima ile genelev) diye düşündüm.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;&lt;br /&gt;Ben : ya ben de öyle düşündüm de saatler pek uygun gelmedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153);"&gt;Anlatılan tek bir hikaye farklı insanlara  nasıl farklı ulaşıyor bunun gösterimiydi sadece..Her zaman bizden çıkanla ulaşması gereken yere giren bir olmuyor..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-9177428528816879498?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/9177428528816879498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/ckanla-giren-bir-olmuyor-bazen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/9177428528816879498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/9177428528816879498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/03/ckanla-giren-bir-olmuyor-bazen.html' title='çıkanla giren bir olmuyor bazen'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-3694049911839714793</id><published>2010-02-25T22:42:00.000+02:00</published><updated>2010-02-25T22:43:07.971+02:00</updated><title type='text'>Bu Adamı Seviyorum Çünkü Şöyle Şeyler Yazıyor:</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;Herkes bebekliğinden üniversiteye giriş sınavına kadar baş parmağını dilediği gibi emebilir ve bu kimsenin kolayca vazgeçemeyeceği bir özgürlüktür; metroda çevrenize bakınız; ister ayakta ister oturuyor olsun, herkesin parmağı yüzünün bir deliğindedir; kulakta, ağızda, burunda; herkes başkaları tarafından görünmediğini sanır ve herkes burnunu karıştıran eşsiz ve biricik ben'ini anlatabileceği bir kitap yazmayı düşler ve herkes rock dansı yapıyormuş gibi yazar: Tek başına , kendisi için, kendisi üzerine yoğunlaşmış ve bununla birlikte başkalarının yaptığı hareketin aynını yapar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                                                                                               &lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-weight: bold;"&gt;    MK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-3694049911839714793?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/3694049911839714793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/02/herkes-bebekliginden-universiteye-giris.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3694049911839714793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3694049911839714793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/02/herkes-bebekliginden-universiteye-giris.html' title='Bu Adamı Seviyorum Çünkü Şöyle Şeyler Yazıyor:'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-1751097961978412005</id><published>2010-02-11T18:57:00.001+02:00</published><updated>2010-02-11T18:57:38.090+02:00</updated><title type='text'>Nerdeyim Ben? Dar-ül Love</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S3Q2VDnA-AI/AAAAAAAAAJk/1lHl8q-KRgE/s1600-h/rthrth.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; FLOAT: left; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437030385517131778" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S3Q2VDnA-AI/AAAAAAAAAJk/1lHl8q-KRgE/s400/rthrth.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Tek derdi sevildiği adam tarafından sevilmek olan bir adamın hikayesi Dar-ül Love, hangi alemde-hangi zaman diliminde olduğunun önemi olmadan yalnızca sevilmek isteyen bir adamın.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Sahnede yataksız bir karyolada uzanmış son rüyasını gören ve yeri geldiğinde bir masal havasında yeri geldiğinde tonlarca ağırlıktaki kelimeleriyle kafana vura vura sana gösteren bir İNSAN'la başlıyor oyun.Ful Yaprakları'nı izleyenlerin çok da yabancısı olmayacağı tarzda sahnenin en gerisindeki perdeye yansıtılan görüntüler, bir karyola, bir kürk, birkaç peruk, içinde bir kaftan olan camdan bir bölüm ile bilindik sahne dekorlarına kıyasla oldukça sade ya da kimine göre boş görünen sahnede Nuri Harun Ateş, Hamel'in Keykubat'a aşkını tarifsiz mükemmellikte anlatıyor. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Bir masal dinlerken bir anda, sevgili namus bekçilerimizce İstanbul'un pis ve ahlaksız yerleri addedilen bir sokağında altına yattığı adamın yalandan bile olsa 'seni seviyorum' demesi için yalvaran bir adamın masumiyetini izlemeye başlıyorsun ve ardından Harun Ateş'in birbirinden güzel elektronik altyapılar üzerine söylediği tapılası şarkıları dinliyorsun.bu döngü altmış dakika boyunca tekrarlanarak devam ediyor.Devam ettikçe de seni allak bullak etmesine daha fazla teslim oluyorsun.Sen daha 'ne oldum yauvv' derken Harun Ateş oturduğun yerden geçerek sahneyi terk ediyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kısa Kısa Dar - ül Love&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;-Müzikler, elektronik müziği sevenlerin (bkz. ben) kayıtlarını bir kez daha dinleyebilmek için psikopatça arayabileceği türden. vee sevindirici haber..Harun Ateş elektro-pop bir albüm yapacakmış.O sesi daha bir triphop müziğin üstünde dinlemek isterim ama elektro-pop da kabulümdür.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;-Aralarda o insanın kafasına vura vura söylenen cümlelerin tüylerime yaptığı dikenleştirme etkisi beynimin hafıza bölümünde de atraksiyonlara girseydi inan daha mutlu bir insan olurdum.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;-Operaya ilk defa gitmiş oldum Dar-ül Love sayesinde ve daha iyi bir başlangıç olamazdı herhalde.Bunu referans alabilirsin.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Dar-ül Love'a Kimler Gitmesin?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;-Sevgiyi iki bacak arasına indirgeyenler.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;-Homofobikler.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;-Elektronik müziğe katlanamam diyenler.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;-Hoşgörüsüzler.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#339999;"&gt;(-18 yaşından küçükler diye buyurmuşlar bir de ve fakat amacını anlayamadım henüz)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Son olarak izleyecek olanlara küçük bir not : bir yerinde 'nerdeyim ben' diye bir replik duyacaksınız ve kafanızdan kaynar sular dökülmüş gibi olacaksınız.heh işte tam o anda beni hatırlayın.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Sevgiler&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#339999;"&gt;Bye&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;XoXo&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-1751097961978412005?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/1751097961978412005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/02/nerdeyim-ben-dar-ul-love.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1751097961978412005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1751097961978412005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/02/nerdeyim-ben-dar-ul-love.html' title='Nerdeyim Ben? Dar-ül Love'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S3Q2VDnA-AI/AAAAAAAAAJk/1lHl8q-KRgE/s72-c/rthrth.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-723294507648018256</id><published>2010-01-20T07:50:00.001+02:00</published><updated>2010-01-20T07:51:12.106+02:00</updated><title type='text'>SKINS #2</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Skins'in 3. sezonu da bitti.Sevemedim bu sezonu pek.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Effy ve Pandora dışında tayfa tamamen değişmişti&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Karakterler açmadı.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Hiç gönlü yokmuş gibi davranıp bir anda kendisine yazan kadına aşık olan kadın klişesinden bıktım.yani biraz yaratıcılık lütfen.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Eski ekibi aradı gözlerim böyle ne bileyim Cassie, Sid, Tony bunlar olsa hoş olurdu.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Bu sezonun tipleri...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428694546761634338" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S1aY7YXT0iI/AAAAAAAAAJc/phuPlMpdXRM/s320/skins.jpg" /&gt; &lt;p align="center"&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Soldan sağa : JJ, Naomi, Emily, Katie, Cook, Effy, Freddie, Pandora, Thomas&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Cook : Döverim! Girdiği her ortamda huzursuzluk çıkaran, aptal iddialara giren ve girdiği iddialarla bir şeyleri ispatlamaya çalışan bir tip.Böyle bir arkadaşım var ve görüştüğümüzde boğazını sıkıp öldürmeyi düşünmediğim tek bir gün bile yok.O yüzden Cook'u hiç sevemedim.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;JJ : Otistik ve çok sıkıcı gereksiz bir tip.Otistikleri çok özel bulmama rağmen sıkıcıydı.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Freddie : Aşık çocuğumuz.Effy-Cook-Freddie üçgeninin bir noktası.Arada Katie molasını saymazsak tabi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Thomas : Biraz daha üzerine gidilse iyi bir karakter çıkabilir.İlk iki sezonda oynayan bir karakter olsaydı sırıtmazdı, hoş olabilirdi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Naomi : Tamam hoş hatun ama ne olduğunu bilmeyip şu yukarda bahsettiğim klişenin içinde boğulan karakter.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Katie &amp;amp; Emily : Birbirinden huy olarak çok farklı tek yumurta ikizleri.Katie tabiri caizse biraz kaşar, Emily'de ortaokuldan beri aşık olduğu Naomi'sini elde etti sonunda onun adına mutluyuz.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Bunların dışında..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Müzikler pek çarpıcı değildi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;İlk 2 sezon farklı 3. sezon farklı iki dizi gibiydi.Alışamamam bu yüzden.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Neyse ki 28 Ocak 2010'da 4. sezon başlıyormuş neredeyse aynı kadroyla devam edecekler.Bir sezon daha izlersem belki yeni tiplere alışabilirim.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Bekleyip göreceğiz...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;Aa tabi yine de Skins izlenmeli!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-723294507648018256?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/723294507648018256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/skins-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/723294507648018256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/723294507648018256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/skins-2.html' title='SKINS #2'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S1aY7YXT0iI/AAAAAAAAAJc/phuPlMpdXRM/s72-c/skins.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-2419166925445545369</id><published>2010-01-19T06:42:00.001+02:00</published><updated>2010-01-19T06:42:59.801+02:00</updated><title type='text'>SKINS</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Çok zorunda kalmadıkça evden çıkmayıp dizi izliyorum şu sıralar.S.o.N (ki burda çok sağlam bir anlatım gizli aslında) 'in torrentini bulamadığım birkaç bölümü dışında 3 sezonunu izledikten sonra çok da emin olmamakla birlikte 21'inde olduğunu düşündüğüm finalime kadar bir şey izlemeyip bittiğinde Skins adlı diziye başlarım diyordum.S.o.N'in sondan birkaç bölümünü izleyemeyip sinirlenince de ee madem onu izleyemiyorum Skins'in 1. sezon indi nasıl olsa onun bir bölümünü izliyeyim bari diye aklımdan geçirmiş bulundum.O bir bölüm 2 sezon oldu az önce.ve sanırım bu yazı bitince 3. sezonu izlemeye başlayacağım.neyse konumuz bu değil.konumuz Skins!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Dawson's Creek, The OC -başka tırt dizi gelmiyor aklıma şu an- gibi izlerken hoş gelip sonradan mal olduğunu anladığımız dizilerden değil Skins, öncelikle bunda anlaşalım.Sonrasında nasıl gelecek bilmesem de izlerken süper gittiğini söyleyebilirim.Gençlik dizisi izleme konusunda kendimce kafi bir deneyimim olduğuna olan inancımla söyleyebilirim ki bir diziBritish kökenliyse bir dakika düşünmeden izleyin.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;Skins'le ilgili birkaç öne çıkan şeyini söyleyip çok fazla yorum yapmadan kaçıp gideceğim buradan.Here we go diyesim geldi.diyorum..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;Here we go!!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;em&gt;Müzikler inanılmazzzz inanılmazlarr &gt;&gt;&gt;&lt;/em&gt; durdum bir an düşündüm müzikler inanılmaz neyler diye ve ne kadar iyi seçilmiş olduklarını anlatabilecek yeterlilikte bir sıfat bulamadım.Sıkı durun dizide çalan grup/sanatçılardan bir kaçını söylüyorum : &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;-Yeah Yeah Yeahs &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;-Bloc Party&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;-MGMT&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;-Adele&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;-Crystal Castles&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;-Björk&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;em&gt;Karakterler &gt;&gt;&gt;&lt;/em&gt; dizide her bölüme bir karakterin adı verilmiş, bazılarına iki karakterin birden bkz. Maxxie&amp;amp;Anwar gibi, ve her bölümde bölüme adı verilen karakter, normal olayların onun etrafında gerçekleştirilmesi ve olayları onun etrafında döndürme üslubuyla anlatılıyor.Bu bence tipik bir Brit tarzı.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;Ortaokuldaydım bir yandan Dawson's Creek bir yandan Roswell izlerken ve o dönemin en popüler dizilerinden Buffy'ye burun kıvırırken bir yandan da As If adlı yine Brit bir diziyi izliyordum.Onda da mesela bir olay etrafında karakterler dolandırılıyordu.Zaten her dizide böyledir denebilir, denmesin çünkü o kadar basit bir tarzı yoktu As If'in.Tek bir olay 20-25 dakikalık bölümde tüm karakterlerin gözünde tekrar tekrar yaşatılıyordu.Dawson's Creek'le karşılaştırılınca o döneme ve o yaştaki halime göre oldukça sıradışı olduğuna inandırmıştı beni.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;Şimdi de As If sonrasında küçük bir HollyOaks molasını saymazsak Skins'le bu Brit dizi manyaklığına dönmem tek kelimeyle 'süper' oldu.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;em&gt;Komik &gt;&gt;&gt;&lt;/em&gt; başlarken altyazıda ağır küfür, cinsellik, uyuşturucu içeriyor uyarısıyla karşılaşılıyor ve bu saydıklarım gerçekten de dizide var.dürüst olalım ve fakat hiçbiri rahatsız edici bir boyutta değil aksine şimdiye kadar izlediğim bölümlerde bu üç öğeyi göz ardı ettirebilecek bir durum var...dizi çoğu zaman yüksek sesle gülmemi sağlayabilecek kadar komik.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;Karakterler(izlemeyenler ve izlemeyi düşünenler bu kısmı okumaktan hoşlanmayabilirler)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 170px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428300338674191666" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S1UyZczOzTI/AAAAAAAAAJM/K4C26XIrUks/s320/skins-2-launch-cast-photojpg.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;soldan sağa : Sid, Chris, Cassie, Jal, Anwar, Maxxie,Tony, Michelle&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428300429045410434" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S1UyetdaKoI/AAAAAAAAAJU/km4alPSyMqA/s320/Skins_season3_effy.jpg" /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;E&lt;span style="font-family:arial;"&gt;ffy&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;Tony : Her şeye sahip olduğu düşünülen, kıskanılan çocuk.Bir trafik kazasıyla sahip olduklarını kaybediyor ve tekrardan elde ediyor.Dünya ahiret kardeşim olsun, oldukça temiz yüzlü, gideri var:):)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Cassie : Uzunca bir süre dizide favori karakterimin kim olduğuna karar veremedim çünkü cidden hepsi çok iyi ama Cassie 2. sezonda gönlümü fethetti. (L) Cassie hatta.Kendisi ilk olarak Sid'in bekaretinden kurtulması mevzusunda olaya dahil oldu ve ilk bölümden itibaren deli deli hareketleriyle insana 'ne aldıysan aynısından ben de istiyorum' dedirtiyor.Yeme bozukluğu, çeşitli psikolojik bozukluklarının yanında çok sağlam bir zekaya sahip.veee en dikkat çekici özelliği..tipiyle, deli davranışlarıyla, birazdan aşağıya linkini ekleyeceğim sahnedeki sağlam sözleriyle kesinlikle Katie Jane Garside'a benziyor.(Katie JAne Garside için bkz. yazının sağ tarafındaki fotoğraf.)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Jal : Kızımı müzisyen, klarnet çalıyor.Sonradan açılan cinsten.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Chris : dizinin piçi.ama içli piçlerden.hani dışardan b.k gibi bir adam görünüp aslında içinde aahhaa bu cümleye daha fazla devam etmeyeceğim.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Sid : Favori karakterim o mu acaba diye çok gittim geldim.Dizide Cassie'den sonra en çok güldüğüm karakter o.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Michelle : Olmuş bu olmuş karakteri.O kadar soyundurup soyundurup göğüslerini tek bir sahnede bile göstermediklerinden dizide Tony'nin göğüslerinden birinin diğerinden büyük olduğu iddiasına inanmış durumdayım.Yoksa niye göstermesinler ki?!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Anwar : Slumdog Millionaire'in elemanının oynadığı Müslüman karakter.Bir süre gay olduğunu düşündüm ama değil gibi görünüyor.Dizide onun üzerinden Müslümanlıkla ilgili çok sağlam espriler var.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Maxxie : Dizinin taş gayi.Birazdan paylaşacağım bir videosunda da görülebileceği gibi eleman dans ediyor!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Effy : Tony'nin içi seni dışı beni yakarvari kızkardeşi.1992 doğumlu olduğuna inanmak istemiyorum.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#339999;"&gt;ve izlediğim iki sezonun en etkileyici sahneleri :&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=cAmKkzigSaM"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;S2E1&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;  &lt;span style="color:#339999;"&gt;Maxxie dans ediyor ve bölüm bu görüntüyle başlıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=BVsgtMuPASg"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;S2E5&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;  &lt;span style="color:#339999;"&gt;01:05 Cassie : Do you know what hurts most about a broken heart? Not being able to remember how you felt before..try and keep that feeling.because if it goes, you'll never get it back.&gt;&gt;saygıyla eğildim bu sözü söyleyenin önünde.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-2419166925445545369?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/2419166925445545369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/skins.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/2419166925445545369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/2419166925445545369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/skins.html' title='SKINS'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S1UyZczOzTI/AAAAAAAAAJM/K4C26XIrUks/s72-c/skins-2-launch-cast-photojpg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-9000210695557084952</id><published>2010-01-15T03:41:00.001+02:00</published><updated>2010-01-15T03:42:23.402+02:00</updated><title type='text'>sinmekten sinema olsa mesela</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;color:#cc66cc;"&gt;&lt;em&gt;Sinemadan hoşlanmıyorum bazen çünkü...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Meşhur oyuncular filmlerde en kilit rollere bürünüyorlar ve bir filmin başında en silik görünen karakter meşhur biri olunca ister istemez ondan çok bomba bir şeyler geleceğini bekleyerek izliyorum filmi.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Kim ne derse desin, yönetmen istediği kadar kısıtlamaya karşı olsun sinema izleyicisi, yönetmenin izlemesini istediği şeyi izlemek zorundadır(herhalde öyle olacak yönetmen filmi çekiyor düşüncesiyle alakasız bir şeyden bahsediyorum burada.) ve bu bence kısıtlamanın kralıdır.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;şimdilik bu kadar aklıma geldikçe ekleme yaparım.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-9000210695557084952?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/9000210695557084952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/sinmekten-sinema-olsa-mesela.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/9000210695557084952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/9000210695557084952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/sinmekten-sinema-olsa-mesela.html' title='sinmekten sinema olsa mesela'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-8836995906063003432</id><published>2010-01-11T02:49:00.001+02:00</published><updated>2010-01-11T02:50:17.909+02:00</updated><title type='text'>Başlık yazmak istemiyorken yazdığım başlık</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;bir filmi, sonradan orda burda beğendiğin bir tipe kendini kültürlü gösterirken böyle efendime söyleyeyim bir b.k biliyorum havalarına girerken hakkında ukalalık yaparken 'iyi filmdi' diye adlandırmak için en önemli bileşen filmin müzikleridir bana göre.biraz daha özelleştirirsek bu durumu, bir soundtrack'in - bu kelimeden tiksiniyorum- filmde çalındığı yerle olan uyumu ne kadar iyiyse film gözümde o kadar iyidir.Birkaç film müziği var sahneleriyle aklıma kazınan ve bir de benim derin bir paylaşma isteğim var.İşte bu iki 'var'lığı bir araya getirince şöyle bir şey çıkıverdi ortaya bakalım beğendirebilecek miyiz? beğendirmeli miyiz? yoksa deli miyiz? merhaba ben hun ü zen.Aslında adım bambaşka ama ne önemi var ki? ay bir kez daha 'var' dedim.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/12o1p4"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;LFO - Freak&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt; &gt;&gt;&gt;Hard Candy'nin fotoğraftaki sahnesinde çalıyordu.Tam bu sahnede bitmiş olabilir şarkı, birkaç saniye öncesinde de bitmiş olabilir idare edelim.Google görseller ancak bunu buldu.(Bir de bu versiyonunun başında bendekinde olmayan kısımlar var.Bir konuşmalar, sesler geliyor.Aslında filmde de şarkının ortalarından çalmaya başlıyor.'This is going to make you freak' kısmı can alıcı oldukça.)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5425271868590412642" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S0pwBSlAU2I/AAAAAAAAAJE/sVvLutUA_pA/s320/Hard-Candy-Ellen-Page_l.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Ellen Page'in bu filmdeki haline çok benzetilirim bundan dolayı rahatsız değilim.'Yok yaa ne alakamız var' dediğim zamanlar oldu ama baktım ki benziyoruz, boynumu eğdim durumu kabullendim.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/13vmyi"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Blonde Redhead - Elephant Woman&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt; &gt;&gt;&gt;Yine aynı filmde bir şarkı daha çalar ki kendisi filme benim gözümde aşama atlatan  şarkıdır.Sırf bu şarkıyı çalındığı sahneyle birlikte dinleyip izleyebilmek için filmi defalarca  izleyebilirim.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/16jqtf"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Estrella Morente - Volver&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt; &gt;&gt;&gt; Almodovar'ın bayıldığım filmi Volver'de Penelope Cruz'un söylermiş gibi yaptığı mükemmel şarkı.Volver, Yeşilçam Sineması'nda izlediğim ilk film olduğundan dolayı da özeldir benim için.Bir de içinde böyle bir şarkı geçince bu filmi sevmeyeyim de ne yapayım demeden duramıyorum.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#339999;"&gt;&lt;strong&gt;Paylaştım.Artık daha mutlu bir insanım.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-8836995906063003432?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/8836995906063003432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/baslk-yazmak-istemiyorken-yazdgm-baslk.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8836995906063003432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8836995906063003432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/baslk-yazmak-istemiyorken-yazdgm-baslk.html' title='Başlık yazmak istemiyorken yazdığım başlık'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/S0pwBSlAU2I/AAAAAAAAAJE/sVvLutUA_pA/s72-c/Hard-Candy-Ellen-Page_l.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-4438365176372319957</id><published>2010-01-04T11:09:00.003+02:00</published><updated>2010-01-04T11:10:17.000+02:00</updated><title type='text'>RIP LHASA</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://hhunuzen.blogspot.com/2009/10/dinlenmelik.html"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:100%;color:#ff0000;"&gt;Burada&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:100%;color:#339999;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt; &lt;/span&gt;paylaştığım şarkıyı söyleyen Lhasa ölmüş.Meme kanseriymiş.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:100%;color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:100%;color:#339999;"&gt;Hiç güzel başlamadı gün.Önce ağır mesaj kaygılı fena bir rüyayla uyanma.Sonra böyle bir haberi okuma..Hiç güzel başlamadı gün.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-4438365176372319957?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/4438365176372319957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/rip-lhasa.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/4438365176372319957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/4438365176372319957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2010/01/rip-lhasa.html' title='RIP LHASA'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-1349335019169355939</id><published>2009-12-23T03:23:00.003+02:00</published><updated>2009-12-24T03:25:50.442+02:00</updated><title type='text'>dövme dedikleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;2006'dan beri yaptıracağım yaptıracağım dediğim dövmeyi sonunda dün yaptırdım.saat 7'ye randevu vermesine rağmen 6bucuk gibi Kadıköy'deki Negatif'teydim.Çağatay(dövmeci) şekli hazırlarken bir çocuk girdi içeri.Alıcı değil, bakıcı belli.'Dövme yaptıracağım şekil bakabilir miyim' dedi.Oturdu baktı bir süre.'dövme mi yaptırcağğn' dedi.'evet'dedim.bir iki laf daha edince çocuğu uyarmak zorundaymışım gibi hissedip bilmiş bilmiş 'dövme öyle ha deyince yaptırılacak şey değil, iyi düşün hayatın boyunca taşıyabileceğin bir şekil olacak bu' dedim bir yandan da içimden 'yeaa kes bıdı bıdıyı hun ü zen' diyerek.olmasa da olur diyalogu sayesinde zaman geçti, biz de Çağatay'ın şekli hazır etmesiyle odaya geçtik.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Ne olursa olsun bilmediğim, görmediğim şey korkutur beni.Özellikle vücudumda bir şey yapılıyorsa mutlaka izlemem lazım.Çağatay tüm ciddiyetiyle iğneleri ve dövme için gerekli diğer parçaları tek tek masanın üstüne koydukça 'söyle hun ü zen söyle söyle' diyen içsesim daha da şiddetlendi.'ya şimdi sen bana süreci anlatırsan neyi nasıl yapacağını söylersen ben korkmam' dedim.&lt;span style="color:#000099;"&gt;'işte bir iğneyle şekli çizeceğim sonra başka bir iğneyle içini boyayacağım'&lt;/span&gt; şeklindeki detaylı(!) açıklamasına minnettar kalarak otur dediği yere oturdum.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Önce şekli koluma transfer etti.sonra aldı eline dövme makinesini başladı.Kan, yara, yanık..bunlar bakmaktan rahatsızlık duymadığım şeylerdir.sıkıldıkça youtube'da ameliyat falan izlerim ama asla ve asla bir şey kesilirken ya da bir yere iğne batırılırken tam kesiliş ve batırılış anına bakamam.dövme dediğimiz şey de saniyede bilmemkaç kere iğnenin deriye batırılışı olunca gözümü alamayıp izlemem bu konuda gelişme kaydettiğim anlamına geliyor.mümkün olduğunca iğneyi batırıp kazıdığı yerin insan derisi olmadığını düşünmeye çalışınca izlemek rahatsız etmedi.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Acısına gelince...iğneyi koluma yaklaştırıp ilk batırdığı ana kadar geçen sürede nasıl bir şeyle karşı karşıya olacağımı bilmediğimden tam bir teyakkuz halindeydim.İlk iğne darbesini aldım bir rahatlama yaşadım böyle nefesimi uzun uzun dışarı vererek.acı eşiği yüksek bir insanım, canım çok da tatlı değildir.'bu muymuş lan çok acıyor dedikleri şey' dedim içimden içimden.ama hala katlanılmaz bir acı bekliyorum, umudum içini boyayacağını söylediği diğer iğnede.şekli çizdi bitirdi, ikinci, ucu daha kalın olan iğneyi makineye taktı.ilk darbe ve 'acımıyor ki bu yeaaa' diyen içim.sadece bir yerde Çağatay sanırım niye sesi çıkmıyor bunun diye dertlendi beni denedi, hani bir yeri boyarken sürekli aynı doğrultuda boyarsın ki dalgalanma olmasın ama bir süre sonra sıkılır gelişigüzel boyamaya çizgiler çizmeye başlarsın heh işte Çağatay da elindeki iğneyle öyle bir şey denedi kolumun üstünde.halkalar çizmeye başladı çabuk boyamak için.'heaa bu biraz acıyor sanki' dedim bu sefer yüksek sesle.yarım saatte de bitirdi.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Dövme yapılırken bir adam odaya girip patronu için randevu alırken küçük bir konuşma geçti aramızda.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;'ilk dövmeniz mi?'&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;'evet'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#000099;"&gt;&lt;strong&gt;'alışkanlık yapar yalnız biz de öyle başladık şimdi 4 tane var bende ehi ehi'&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;'bakalım hayırlısı..' &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Çıktım rıhtıma doğru yürüyorum ve o tehlikeli şey geçti kafamdan: &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;'lan bu, bu kadar az acıyorsa ben sürekli yaptırırım ki...' :)&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418605507295696658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 130px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SzLA__hV1xI/AAAAAAAAAI8/XF_JbQhtmI8/s200/ads%C4%B1z.JPG" border="0" /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:78%;color:#336666;"&gt;&lt;em&gt;Fotoğrafını çekmek için ilginç şekillere girmek zorunda kaldım.bu aslında öyle görünmese de benim dirseğim:)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-1349335019169355939?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/1349335019169355939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/12/dovme-dedikleri.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1349335019169355939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1349335019169355939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/12/dovme-dedikleri.html' title='dövme dedikleri'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SzLA__hV1xI/AAAAAAAAAI8/XF_JbQhtmI8/s72-c/ads%C4%B1z.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-6528801033839351315</id><published>2009-12-17T18:28:00.001+02:00</published><updated>2009-12-17T18:28:56.566+02:00</updated><title type='text'>Silent Alarm</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sypb4IYljQI/AAAAAAAAAI0/-PMwowSO7A0/s1600-h/sayfa2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 142px; height: 200px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sypb4IYljQI/AAAAAAAAAI0/-PMwowSO7A0/s200/sayfa2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5416242521747852546" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 153, 153); font-family: arial;font-size:78%;" &gt;Bloc Party'nin Silent Alarm albümüyle ilgili hazırladığım ödevin bir kısmı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-6528801033839351315?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/6528801033839351315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/12/silent-alarm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/6528801033839351315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/6528801033839351315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/12/silent-alarm.html' title='Silent Alarm'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sypb4IYljQI/AAAAAAAAAI0/-PMwowSO7A0/s72-c/sayfa2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-1669481590850004096</id><published>2009-10-19T01:03:00.001+03:00</published><updated>2009-10-19T01:04:06.876+03:00</updated><title type='text'>Dinlenmelik</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;daha başladığı an çarptı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;birkaç saniye sonra 'ohaa bunu günlerce dinleyebilirim' dedirtti.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;mekanın dj'ine ismini sordurttu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;alkol adını unutturdu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;ertesi gün internette kendini arattı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 153, 153);font-family:arial;" &gt;ve bulundu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=uGNk_zHy4Mg"&gt;con toda palabra&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;con toda="" palabra=""&gt;&lt;/con&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-1669481590850004096?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/1669481590850004096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/10/dinlenmelik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1669481590850004096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1669481590850004096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/10/dinlenmelik.html' title='Dinlenmelik'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-1781700284693501464</id><published>2009-10-12T01:50:00.001+03:00</published><updated>2009-10-12T01:51:05.158+03:00</updated><title type='text'>tercüman</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 153); font-family: arial;"&gt;'...birkaç dakika kendini çok derin bir yara almış gibi duyumsadı; sonra, onu bir daha hiç görmemeye karar verdi; hemen ardından, içini rahatlık duygusu kapladı, açıklanamaz bir neşeye boğuldu.'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 102); font-family: arial; font-weight: bold;"&gt;dedi Milan Kundera&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 102, 102); font-weight: bold;"&gt; ve Hun ü zen bunu çok sevdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-1781700284693501464?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/1781700284693501464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/10/tercuman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1781700284693501464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/1781700284693501464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/10/tercuman.html' title='tercüman'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-6269119629003273659</id><published>2009-09-11T03:24:00.003+03:00</published><updated>2009-09-11T07:46:04.035+03:00</updated><title type='text'>True Blood-bir vampir metaforu</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;True Blood'ı izlediğimi birkaç kez dile getirdim.henüz birinci sezonu bitirmedim fakat içim Hun ü Zen yazmalısın yazmalısın diye alarm vermeye başladı bile.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;söze kesinlikle Alan Ball'la başlamalıyım.bilenler bilir, bilmeyenler için ufak bir bilgilendirme yapayım.Kendisi Amerikan bir oyuncu, yönetmen ve -bence en iyi yaptığı iş bu- senarist.ilk olarak 1999 yapımı American Beauty filmiyle gönülleri fethetti.ardından 5 sezon süren, izlerken hayattan kopma ve insani ihtiyaçlarımı erteleme sebebim olan, bizim kültürümüzde pek yok ama Hristiyanlar arasında oldukça yaygınlaşan bir istihdam alanı olan cenaze evi işletmeciliği yapan bir ailenin etrafında şekillenen, ölüm, aile bağları -olmayan bağları aslında- , inanç ve genel geçer inanç yargılarına uymayan yaşam tarzları arasındaki çelişkiler gibi konuların bu ailenin yaşamına Alan Ball tarafından çok başarılı bir şekilde iliştirildiği, kesinlikle bir başyapıt Six Feet Under geldi.Dizideki en göze çarpan başarılardan biri şüphesiz oyunculuklardı.hani dizilerde bir durum vardır, çok iyi oyunculuklar izlersiniz ama içlerinde birkaçını fire verirsiniz çünkü yeterli değillerdir.işte Six Feet Under için bunu söylemek imkansız.özellikle sonradan herkesin Dexter diye hatırlamaya başladığı dizide David Fisher'ı oynayan Michael C. Hall ve favorim Ruth Fisher'ı oynayan Frances Conroy bana oyunculuklarıyla 'siz nasıl insanlarsınız?!' dedirttiler bol bol.dizi Sia'nın Breathe Me şarkısı eşliğinde tüm karakterlerin ölümlerini göstererek son bulduğunda bir süre dizi izleyemeyecek hale geleceğimi düşünememiştim.ama kader ağlarını ördü:) Alan Ball sağolsun bir şey izlerkenki beklentilerimi maksimuma ulaştırdı.&lt;br /&gt;ve bu dahi adam üç senelik bir görünmezliğin ardından 2008'de bir film ve asıl konum olan süperto bir diziyle aramıza döndü : Towelhead-hala izleyememiş olmam kahrediyor.- True Blood.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-spoiler allert!-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonlar yapay kanı buluyorlar.-buradaki otu b.ku Japonların bulmasına yapılan gönderme süper.-bu yapay kan sayesinde vampirler ve insanlar ısırıksız birlikte yaşayabiliyorlar.Vampirlerin vatandaşlıklarını ve varlıklarını kabullenmek için yasa çıkarılması aşamasındaki bir politika gündemde, destekleyenler ve 'ahlaki değerlerimize aykırı' diyenler mevcut dizide.nasıl, çok tanıdık değil mi?! :) şu ana kadar izlediğim bölümlerden güç alarak söyleyebilirim ki Alan Ball mesajı tam da gitmesi gereken yere göndermede çok usta bir senarist.Afro-American (zenci demiyoruz hoş karşılanmıyor) ve annesinin 'çirkinsin' diye sürekli başına kaktığı Tara karakteri dizide favorim.Alan Ball genelde ayarı onu konuşturarak veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dizide şimdiye kadar en hoşuma giden dikkatimi çeken göndermeler :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-bir sahnede kameranın geçtiği yerde bulunan derginin kapağındaki Angelina Jolie'nin vampir çocuk evlat edinmesinin haberi.mükemmeldi ve gerçekten çok güldüm.:)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;-Sookie :I thought you were FOR the vampires' rights remember? Sam : Well, I think they should have their own bar.I just dont think people ought to go there.(bu kısmı yanlış duymuş olabilirim ama aşağı yukarı böyle bir şeydi söylenen.)bu diyalogtaki göndermeyi anlayan anlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ve belirtmeden edemeyeceğim..Romantik vampirimiz Bill'in insankenki ailesinin fotoğrafını gördüğünde ağlayıp gözyaşını sildiği sahnede 'hadiii bee vampir ağlar mı?! saçmalamışsın Alan'cığım' dememin birkaç saniye sonrasında vampirin gözyaşını sildiği mendilde kan olduğunu göstermesi 'hadi yine iyi kurtardın, seni eşek' dedirtti ve Alan Ball'a saygım biraz daha arttı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;biliyorum şu Twilight'tan sonra televizyon, edebiyat, sinemada hızla artan bir vampir merakı vuku buldu-bu kelimeyi kullanmayı çok istiyordum.- ve insanlar bir süre sonra bunu da tüketip sanki hiç ilgilerini çekmemiş gibi izleyenlerle okuyanlarla dalga geçmeye başlayacaklar.vampirler de bir furyanın kurbanı olacaklar.ama hala gündemdelerken ve çekiciliklerini koruyorlarken bu diziyi izlemenizi tavsiye ederim.bırakın vampiri bilmemneyi sırf Alan Ball yazıyor diye izlenir, ben kefilim.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379997365131532658" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SqmXGWEz2XI/AAAAAAAAAHA/uKEu9vvXi0k/s320/True-Blood-true-blood-2965909-1024-768.jpg" border="0" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-6269119629003273659?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/6269119629003273659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/09/true-blood.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/6269119629003273659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/6269119629003273659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/09/true-blood.html' title='True Blood-bir vampir metaforu'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SqmXGWEz2XI/AAAAAAAAAHA/uKEu9vvXi0k/s72-c/True-Blood-true-blood-2965909-1024-768.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-4062421954325859825</id><published>2009-09-10T09:22:00.006+03:00</published><updated>2009-09-10T09:39:18.422+03:00</updated><title type='text'>'I've always been famous its just everybody is now finding out'</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;2 bölüm True Blood &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;1 bölüm House&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;bir sürü Lady Gaga röportajı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;bu geceki vardiyamı da tamamladım.çılgınlar gibi LG videosu izliyorum üç gecedir.benzettim ya bir kere imkanı yok o algıyı silemem kafadan.yalnız bağdaştırma işini bir kenara bırakıp izlediğim onca videodan sonra söylemeliyim ki Lady Gaga'ya çok üzüldüm.Röportaj yapan herkes aynı soruları soruyor ben sıkıldım artık kadının bunları duymasından.kimden etkilendiniz-David Bowie diyor genelde.bütün cevaplarında ortak olan bu-.Lady Gaga ismi nerden geliyor?-Queen'in Radio Ga-ga şarkısından- Pussy Cat Dolls ve Britney Spears'a şarkı yazmasını gündeme getiriyorlar.-içinde mutlaka 'they're amazing' geçen bir cümleyle memnuniyetini belirtiyor.-hep aynı şeyleri konuşmak zorunda bırakılıyor ve bunu yaparken bulunduğu andan memnunmuş gibi davranması gerekiyor.ne iğrenç bir durum!daha bu kadar meşhur değilken çekilmiş görüntüleri var hatta kendisi ve arkadaşları çekmiş hepsini.o görüntülerle meşhur olduktan sonraki görüntülerini kıyaslayınca bariz bir şekilde kadının meşhur olmadan önce ne kadar mutlu ve rahat olduğu anlaşılıyor.muhattap olmak istemediğin ve hiç bir bağın olmayan insanlarla muhattap olmak, onlara iyi davranmak zorundasın.zor iş meşhur olmak.bu yüzden şu sarhoşken bilinçsizce Şebnem Ferah'a sarıldığım gün için kendime geldiğimde çok vicdan azabı çektim.tanımıyoruz etmiyoruz birbirimizi ne gerek var ki tanımadığın insana onu seviyormuş, minnet duyuyormuş gibi yapmaya..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;videolarda en çok hoşuma giden Lady Gaga sözü için bkz. yazının başlığı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;Lady gaga'nın eski görüntüleri için youtube'a -tayyip bile giriyor siz de girin bi zahmet- Lady Gaga old footage yazmanız yeterli&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;edit no 1 :konserlerinde orda burda Love Game i söylerken elinde tuttuğu şeyin şarkıda da bahsettiği disco stick olduğunu anlamam biraz uzun sürdü.:)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;edit no 2 : sempatikliğin nerden geldiği anlaşıldı.hatun İtalyan asıllı.daha ne olsun!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-4062421954325859825?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/4062421954325859825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/09/ive-always-been-famous-its-just.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/4062421954325859825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/4062421954325859825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/09/ive-always-been-famous-its-just.html' title='&apos;I&apos;ve always been famous its just everybody is now finding out&apos;'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-2921308621138716723</id><published>2009-09-09T06:46:00.003+03:00</published><updated>2009-09-09T06:47:56.154+03:00</updated><title type='text'>aşk gibi</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;içinde bir yerde aşk gibi, aşık olduğun yüzün sana gülümsediği andaki gibi bir duygu varken bir yandan ağzını açıp ya da eline kalemi alıp o ana kadar söylenmemiş hatta farkına bile varılmamış dünyanın en güzel sözlerini söyleyecek yazacak gibi hisseder bir yandan da bütün o güzellik tam dışarı çıkacakken son bir çabayla içine&lt;/span&gt; &lt;span style="color:#336666;"&gt;çekilip diğer değerlilerinin yanında korunmalıymış hissine kapılırsın ya&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=hRCBCGbllNU"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;bu şarkıyı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt; &lt;span style="color:#336666;"&gt;dinleyince içim tam da o hisle doluyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-2921308621138716723?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/2921308621138716723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/09/ask-gibi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/2921308621138716723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/2921308621138716723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/09/ask-gibi.html' title='aşk gibi'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-3651285965757860224</id><published>2009-08-20T01:19:00.001+03:00</published><updated>2009-08-20T01:19:19.113+03:00</updated><title type='text'>Elsiane</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;lastfm aylardır bir şarkıcıyı öneriyor bana.inatla indirmedim albümünü.dünden beri sardırdım bir sürü albüm indiriyorum ve hepsini dinliyorum.elim değmişken şu Elsiane i de bir indireyim dedim.lastfm hiçbir önerisini boşuna yapmıyor bunu anladım.lafı nereye mi getiriyorum?hemen şuraya :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;a href="http://new.music.yahoo.com/elsiane/tracks/vaporous--43134528"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371800835902273442" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sox4ZjQZ96I/AAAAAAAAAF4/1FmU9x_YjeY/s320/elsiane-hybrid.jpg" border="0" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Vaporous&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Mend&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Across the Stream&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Morphing&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Assemblage Point&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Prosaic&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Ecclesia&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Final Escape&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;In a Crisis&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Paranoia&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="center"&gt;Hybrid&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;dinleyiniz.pişman olmayacaksınız.özellikle Ecclesia şarkısını tavsiye ederim.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-3651285965757860224?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/3651285965757860224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/elsiane.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3651285965757860224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3651285965757860224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/elsiane.html' title='Elsiane'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sox4ZjQZ96I/AAAAAAAAAF4/1FmU9x_YjeY/s72-c/elsiane-hybrid.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-6083361037259239887</id><published>2009-08-18T05:46:00.001+03:00</published><updated>2009-08-18T05:46:10.890+03:00</updated><title type='text'>Baby Doll</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooTTqBkauI/AAAAAAAAAFw/q1yh7Xu6HQI/s1600-h/Nagia"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371126734012050146" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooTTqBkauI/AAAAAAAAAFw/q1yh7Xu6HQI/s320/Nagia%27s+Doll.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Şenliğin en ilgi gören atölyesi..Elleyenler mi istersiniz kafasını memelerinin arasına sokup fotoğraf çekilenler mi..&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;son gün iletişim masasında Derya, ben, Emir oturuyoruz.adamın teki bir hışımla geldi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;-bakın sizi uyarıyorum.polise de gittim zabıtaya da eğer o saçmalık oradan kalkmazsa bunun peşini bırakmam uğraşırım sizinle.karşısında mevlana kütüphanesi-adını galiba atıyorum.- var.böyle manevi değeri olan bir şeyin yanına yakışıyor mu?ayrıca ne anlıyorsunuz sanat mı bu şimdi?!orada ermişler yatıyor, insanlar dua ede ede giriyorlar sokağa.abdestlerini kaçırıyorsunuz insanların!!!!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;-beyefendi sakin olun ben gerekli kişilere söyleyeceğim&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;-bakın benim kimliğim de var.o kalkacak bugün oradan.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;bu diyaloğun öncesinde şöyle bir şey olmuş:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Atölyeden sorumlu Levent'in yanına gelip bir miktar çemkirmiş bu adam.Levent de Derya'yı-başkan olanı- çağırmış.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Adam : sanat mı o şimdi?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Derya : beyefendi sanatçılara karışamıyoruz.sizin sanat algınıza uymayabilir.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Adam : çok değerli insanlar yatıyor orada.abdestli adamların abdestini kaçırıyorsunuz.hem bu bebeğin namusu yok mu ayıp ayıp!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Derya : beyefendi o bebeğin namusu yok.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;ve Levent'in ağzına kadar gelip de söylemediği sonradan bize söylediği söz : 'abi Derviş bile kalksa o bebeği görünce azar.'&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;Bebek Nagia'nın atölyesi..:)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-6083361037259239887?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/6083361037259239887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/baby-doll.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/6083361037259239887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/6083361037259239887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/baby-doll.html' title='Baby Doll'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooTTqBkauI/AAAAAAAAAFw/q1yh7Xu6HQI/s72-c/Nagia%27s+Doll.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-8856097984148579530</id><published>2009-08-17T05:14:00.001+03:00</published><updated>2009-08-18T05:14:38.962+03:00</updated><title type='text'>Sokaktaydık</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;yorgunum ama mutluyum.hissettiklerim tam olarak bunlar. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;üç gün boyunca Tünel dolaylarındaki sokaklardaydık.bulunduğumuz alanın her bir köşesi tiyatro yapanlar, şarkı söyleyenler, ateş çevirenler, ülkesinin kültürünü beraberinde getirenlerle doluydu.biraz geç kalarak 16.00'da başlaması gereken atölyelerde sorumlu olacak kişileri belirlemek ve görev dağılımı yapmak için 15.00'da depomuz olan Muammer Karaca Tiyatrosu'nda toplandık. yetiştirebilecek miyiz? neyi nereye taşıyacağız? sanatçılarımız nerede? atölyelerimizin malzemeleri nerede?herkeste bir panik hali.sanatçı sorumlusu olan sabır taşı adaşımın mükemmel yönlendirmeleri sayesinde 16.00'da tamamen kurulmuş atölyelerimizin başındaydık. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;em&gt;1. gün&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;ilk günkü sanatçım Yunanistan'dan Argyris'ti.Yunan ekipte Argyris, Nagia, Babis, adını hatırlamadığım bir hatun ve ingilizcesi anlaşılan tek insan olan ingilizce-yunanca tercümanlık yapan Evy -adı sanırım böyle yazılıyordur.- vardı.tanıştıktan sonra ilk olarak Argyris'in atölyesi için gerekli olan eşyalarını depodan almaya gittik yanındaki diğer Yunan arkadaşlarıyla birlikte.ihtiyaç listelerine dahil olmamasına rağmen benden metal tel bulmamı isteyince depoda aranmadık yer bırakmadım.ateş kızımız Elif normalde plastik masalarımızı koyduğumuz yüksekçe bir yere sarılmış teli görünce çeker alırız nasıl olsa diye düşünüp olduğu yerde teli çekiştirerek zorlasa da baktık olmuyor Levent tırmanıp almayı denedi.bünyesi tırmandığı yeri devirmeye yetecek büyüklükte olduğu için Elif'in tırmanmasının daha mantıklı olacağına karar verdik. teli aldı aşağı inmeye çabalıyor bir yandan bir espri yaptı-hatırlamıyorum ne dediğini- bizimle birlikte Nagia da koptu.Oradan anladım ki kendisi türkçe anlıyor. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;eşyaları aldık atölye yerimize geldik.Tünel meydanında demirden kulemsi bir şey var hani heh işte oraya kanvas kumaşı gerdik Argyris'le.kumaşı gerdiğimiz kulenin çevresinde bulunan içi çamurlu su dolu deliklere ayağımın girmesiyle aksaklıklar başladı.kumaş gerildi, üzerine astar çekmesi için boyanın kapağı açıldı..alınan boya, 35 saatte kuruduğu ve su bazlı olması gerekirken olmadığı için 'kullanılamaz' damgasını yemeye hak kazandı. yaşanan boya krizini Sevda -Argyris'in verdiği parayla (ilk sempati sebebi)- yeni boya alarak çözdü.bu arada Nagia'nın atölyesi olan kocaman bebek de tam karşımızda yerini almıştı.yani hep birlikteydik.haliyle sohbet muhabbetle birlikte kankalaşma başladı.Nagia ve Argyris'le birbirimizin söylediklerinden bir şey anlamadığımızda Evy araya girip ingilizce söylenenleri onlara yunancaya çevirerek söyledi böylece dil problemimiz ortadan kalktı.zaten bir süre sonra el kol mimik kısaca tarzancanın tüm elemanlarıyla anlaşmamızın daha kolay olduğunu keşfettik.bir ara Evy atina ile ilgili bir şey söylerken Athens 'i ilginç aksanıyla söyleyince Nagia'nın atölyesinden sorumlu Nihat'la birbirimize baktık.bir daha tekrarlayınca 'atina yaa' dememin üstüne 'siz türkçe konuşsanız biz yunanca konuşsak ingilizceyle anlaştığımızdan daha iyi anlaşabileceğiz' diyerek günün en doğru lafını etti.bir ara Evy'nin not defterine yazdıklarından gözüme şu ilişti : 'I felt that this was my only duty to make friends.'&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;saat 20.00'da Argyris'in atölyesi bitti, eşyalarını toparladım ve hemmmen 21.00-24.00 arası görev yerim olan kısa filmlerin gösterileceği yere koştum.söyleşiye gelmesi beklenen yönetmen gelmediği için günü kurtarabilelim diye bir sonraki günlerin filmlerinden birkaçını ve elimizde bulunan ekstra filmleri de eklediğimiz günlük programı berbat ses sistemimizle gösterdik.teknik aksaklıkların hepsini kurtarıcı adam İbrahim'in sihirli dokunuşlarıyla hallederek günü kotardık.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;etkinliklerin bitiş saati olan 24.00'da bitmeyen bir şey vardı : bizim işimiz.herkes eğlenirken süper.atölyeler kurulunca süper.konserler devam ederken sahne süper.ama bir de bu süperliklerin bitiminde tüm eşyaların toplanması var.işte bu kısım hiç de süper değil.o Muammer Karacaya kaç defa gittik geldik, ağırlığımızın kaç katı ağırlıkta eşya taşıdık tasavvur edemiyorum.günün değerlendirmesini yapmak için tüm eşyaların toplanması bittiğinde depoda yaptığımız toplantıda olduğu yerde uyuyanlar, yere boylu boyunca yatanlar ne kadar yorulduğumuzun anlaşılması için yeterliydi aslında.ve baygın halde toplantının başlamasını beklerken süper bir fikir çıktı ortaya : birbirimize masaj yapalım.hala elini oynatmaya hali olan 14 kişi yuvarlak oluşturup önümüzdekine masaj yaptık.görülmeye değerdi.herkesin işi bitip de depoda toplanabildiğimizde toplantı başladı.herkes tek tek gününün nasıl geçtiğini, atölyesinde neler yaşandığını ve yaşanan aksaklıkları anlattı.bolca geyikle kesilen ciddi toplantı havası yorgunluğumuzun da etkisiyle hepten cıvıklaşarak bitti.eve geldiğimde saat 03.00'dı ve ağrımayan tek bir kasım yoktu. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;sanatçım ve arkadaşları süperdi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;adaşım, gün içinde kendisini 35 kere aramama rağmen ağzını açıp tek kelime etmedi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;öğlenki toplantıya gitmeden önce harddiskimdeki bir videoyu cdye bastırmak için girdiğim internet cafede bütün kısa filmlerin kayıtlı olduğu hard diski unuttum.fark ettiğimde tünel meydanından istiklalin ilk sokağında bulunan internet cafeye bisikletle gitmek gibi bir hata yaptım.resmen evde denemeyinlik bir tecrübeydi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;kısa filmi izlemeye, gösterilen filmlerden birinin yönetmeniyle birlikte gelen iki kişinin tanışıyor olduklarını görmek azap vericiydi.'nerde en tanışmaması gereken insanlar var tanışıyorlar ulan yettin bee' diyesi geliyor insanın.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;iki öğün ekmek arası şnitzel yedik.bıkkınlık oradan başladı ama henüz bir sonraki gün de aynı şeyi yiyeceğimizden haberimiz yoktu.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;2. gün&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;sanatçım Ukrayna'lı Alina'ydı.17.00'da atölyesi başlaması ve öncesinde eşyalarının ne olduğuna karar vermek için gelmesi gerekirken hanımefendi saat 16.30'da 'daha 30 dakikam var' diyip ortadan kaybolarak dakikalarca 'sanatçım nerde yaa' diye bana kendini arattığı yetmiyormuş gibi normalde Şahkulu Bostan sokakta olması gerekirken çok güneşli diye orada olmayı istemeyerek beni delirtti.sokağın tam karşısında yerimizi aldık.atölyesinde, küçük kumaş parçalarını burarak -nasıl bir fiilse burmak- yaptığı küçük gülleri birbirine dikip kırmızı bir kilim oluşturuyordu.kilimi yapmaya Ukrayna'da başlamış.her gün başka bir sokağa gidip kendisine katılan yardım eden insanlarla kilimi büyütüyorlarmış.ben de yapayım yardım edeyim diye oturdum yanına kıvırıyorum kumaşı, baktım beceremiyorum aaa ...... dedim ve bıraktım.birkaç dakika içinde etrafımız meraklı bakışlarla dolmuştu zaten.insanımız çok ilginç.önce tepemizde dikilip izliyorlar,eğer kimse yoksa Alina ve sevgilisiyle birlikte gül yapan, izlemeye devam ediyorlar.ne zaman ki tek bir kişinin yaptığını görüyorlar herkes yardım etmek için oturuyor.bu ritüel 17.00'dan 20.00'ye kadar defalarca tekrarlandı.gelip bakıp bakıp 'amaç ne?' diyenler, 'ayh çok beğendim ne kadar güzel bir fikir' diyenler, elleyip 'ne bu?' diye soranlar ve dünyanın en berbat ingilizcesini konuşan bir adet Alina.bir ara yardım eden yurdum insanlarından biri Alina'nın onca emek vererek yaptığı şeyle ilgili yanındakine ' bak parça kumaş alıyorsun yanyana dikiyorsun.' diyerek sokaktaki herhangi bir vatandaşın sanat algısının ne kadar yüksek olduğunu gösterdi.inşallah herkes böyle değildir diye umarken tam karşımızdaki Gloria Jeans'te oturan Argyris'le Nagia'yı gördüm.biraz sonra Nagia kalktı koşa koşa bize doğru geldi ve yerden düşen bir kolyeyi alıp yanımızda satış yapmak için tezgahını getiren kolyeci adama uzattı, döndü yerine oturdu.bu da yunanlı ekibe olan sempatimin ikinci sebebidir.aralarda daha fazla şeylerde oldu da çok anlatılamaz yaşanır şeyler olduğundan yazmıyorum. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Alina'nın atölyesi bittiğinde yine rutine uyup eşyalarını topladıktan sonra kısa film tarafına geçtim.gösterimlerin başlamasına dakikalar kala projeksiyon makinemizin güç kablosunun olmadığını fark ettik.deli gibi aranıyoruz, insanlar geldi bekliyorlar, yönetmen gelecek mi diye soruyorlar ki gelmeyeceği bir önceki günden belliydi.bir saat rötarla gösterimi yine berbat ses sistemimizle başlattık.Kurtarıcı adam İbrahim sırt çantasında getirdiği 5+1 ses sistemini kurdu da ses sorununu çözebildik.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;etkinliklerin bitiminde eşyalar toplanıp depoya yerleştirildikten sonra olağan değerlendirme toplantımızı daha az geyikle, ilk güne göre daha oturmuş bir organizasyon haline gelen şenliğimizle ilgili kısa cümleli yorumlarımızla ve daha yorgun bedenlerle bitirdik.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Yunan ekibe göre Alina çok sıkıcı bir sanatçıydı ama beni yormadı diye kendisine minnettarım.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;resmen In İbrahim we trust&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;annemin yaptığı poğaçalar değerlendirme toplantımızda ilaç gibi geldi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;bir ara kısa filmde her şey tıkır tıkır bensiz de işleyebiliyor diye diğer yerleri dolaşmaya çıktım.Adaşım anında boş olduğumu fark edip şurada durabilir misin biraz diye bir video yerleştirmenin başına koydu beni.o sırada herkes gece yürüyüşüne gittiğinden gönüllü kalmamıştı.'ben kalırım' deyip oturdum atölyenin başına.oturmaz olaydım.Luca adlı Sırp bir sanatçının gameboy ve ateri oyunlarının sesleriyle bir video görüntüsünü birleştirerek yaptığı video yerleştirme adı altındaki beyin ..... çalışması normal bir insanın ruh sağlığının en fazla 10 dakika katlanabileceği bir şeyken yarım saat başında durmak zorunda kaldım.bittiğinde ses sistemini, projeksiyonu ve ıvır zıvırı her gün olduğu gibi Muammer Karaca'ya taşıdım.günün sonunda o oyunların beyni tırmalayan sesleri hala kafamın içinde yankılanıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;em&gt;3. gün&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;son gün sanatçım bizden biriydi, Sibel Bozkurt.kendisine vaad edilen kumaş Argyris'in karma çizim atölyesinde kullanıldığı için çizim kağıtlarına resim yapmak zorunda kaldığından biraz kapris yaptı bir süre.sonra sonra ablası falan geldi de kendine geldi o da.bir ara bir yandaki atölyeden sorumlu Eray'ın yanına gittim, bir kadının bağırışlarıyla kafamı Sibel'in oraya bir çevirdim kıyamet kopuyor.Abartılı kıyafetli bir kadın Sibel'in arkadaşına-onun da fotoğraf sergisi vardı biraz ileride- 'sen benim fotoğrafımı nasıl çekersin, ne hakla çekersin, izin aldın mı benden!!' diye bağırıyor.yanlarına gittim, kadın feryat figan bağırıyor.millet de döndü bizi izliyor.'ne bakıyorsunuz ne izliyorsunuz?!! gördün mü beni bu kadar insana rezil ettin.mutlu musun?!' diye bağırmaya devam ediyor bu arada kadın.Çocuk da özür diliyor haklısınız falan diyor, ödü koptu.kadın döndü Sibel'e bağırdı sen niye izin veriyorsun diye.ben de sanatçısını koruyan sorumlu olarak ' hanımefendi onun durumla alakası yok karıştırmayın lütfen' diye tırsa tırsa söyleniyorum.karşımda Argyris işaretler yapıyor eliyle koluyla gene anlamıyorum.Meğer hatun sokak tiyatrocularından biriymiş, bizi kandırıyorlar.bir güzel de yedik valla.:)ama yenmeyecek gibi değil tipe baksanıza :&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371109428317880002" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooDkVSjfsI/AAAAAAAAAFI/o8G3P1xPqEY/s320/sokak+tiyatrosu.jpg" border="0" /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Bu atölye de son bulduktan sonra tabi ki yine kısa filme doğru yol aldım.son günün kerameti midir nedir her şey tıkır tıkır işledi.ne geç kaldık ne filmlerimiz yetersizdi; aksine çoğu filmin yönetmenleri de gelmişti insanlar soru sordular falan bayağı güzeldi.bir ara yine dolanmaya çıktım ve yine adaşıma yakalandım.bu sefer Babis'in video yerleştirme atölyesinde durulması gerekiyordu Emre'nin yerine 15 dakika için.Yunan ekipten biri olduğu için tereddütsüz kabul ettim.sonra hep beraber iletişim masasına gittik.Babis'le sarıldık birbirimize ve berbat ingilizcesiyle iltifat etmeye başladı.' you're so sweet.really you are.'&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;etkinliklerin bitiminde son kez eşyaları Muammer Karaca'ya taşıdık, depomuzu düzenledik ve sokağın başında tüm ekip toplandık.üç gün boyunca mükemmel bir iş çıkardığımız için-hiç mütevazı olamayacağım canımız çıktı çünkü.- birbirimizi alkışladıktan sonra süper bir fotoğraf çekildik.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;görev başında içmememiz söylendiği için üç gün boyunca ağzıma alkol sokmadığımdan krizler gelmeye başlamıştı.kimsede de doğru düzgün para kalmadı kapalı alanda içebilmek için.biz de gittik trtnin önüne aldık biralarımızı bir güzel içtik ekipçe.bir 10 dakika sonra da yunanlı ekipten Argyris Nagia Evy ve Luca geldiler, süper oldu.Bir ara birinin sırtımı sıvazlamasıyla arkamı döndüm baktım, Nagia.-böyle de sıcakkanlılar.- gülümsedik birbirimize, sohbete geri döndüm.ayrılma zamanı geldi herkes birbirine sarılıyor, o kadar alışmışız ki birbirimize resmen üzüldüm.Ertürk, Burak, Benan sanatçıları kaldıkları yurda bırakacakları için taksi çağırdılar.ben de Taksim'den bir şeylere binmeliydim, gel sen de Taksim'e kadar bırakırız orda dediler.ben Ertürk, Burak, Begüm ve Evy taksinin birine kalanlar diğerine bindik, sohbet ede ede giderken Taksim'de inmeyi unuttum.Maçka'ya yurdun biraz yukarısına kadar gittik,yurda yürürken Begüm Evy'ye 'kocam seni ......'i söyletmeye çalışıyordu.kafaları o derece güzeldi birkaçımızın.:)Yurdun kapısına geldik 'see you tomorrow' lar söylendi, Nagia Yunancasını söyleyip bana öğretti.-şu an hatırlamıyorum tabi ki- ben de ona 'yarın görüşürüz' demeyi öğrettim, Begüm'den farklı olarak daha yararlı şeyler öğretme yanlısıydım:) tek tek sarıldık birbirimize ve Argyris yarım yamalak ingilizcesiyle 'you're a little giant' diyerek gönlümü fethetti gene.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Hep beraber Ertürk'lerin kaldığı eve gittik.sahile inelim fikrine ilk 'evet' diyen insan Begüm yatağı görünce yan çizdi.'siz gidin abi ben yatıcam' diye satışı koydu.Burak, Benan, Ertürk ve ben indik beşiktaş sahiline.Açık tekel buluruz umuduyla Burak'la küçük çaplı bir beşiktaş turu atmamıza rağmen bulamayınca gidip uyumaya karar verdik.Ertürk ve Burak Begüm'ün yanına döndüler, ben de Benan'ın evinde kaldım.Eve gittik içecek su yok.alkolün susatıcı etkisiyle bir yudum su için delirecek duruma geldim, o halde yattım.uyuduğum saatler boyunca rüyamda birilerinin getirdiği suyu içiyordum.sabah kalktım, gittim su aldım geldim.daha fazla dayanamadım.sonra da eve gelip bir yattım.yatış o yatış.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;iyi ki yapmışımlara bir tane daha eklendi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;trtnin oradan ayrılmadan Derya'yla-başkan- birbirimize sarıldık, 'listemdesin' diyerek tüm yorgunluğumun bir şeylere değdiğini anlamamı sağladı.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;Yunanca öğrenmek ve Atina'ya gidip Argyrislerle içmek, eğlenmek istiyorum&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;bir ara Babis'in video yerleştirmesinin başındayken Ümit, Esin ve Emre'yle oturuyoruz.Tünel meydanında yerlerdeyiz, Ümit kucağıma yattı.Şöyle bir etrafıma baktım.sokak resmen bizimdi o an.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;Sevda bir sanatçıyla konuşuyor.birebir söyledikleri : 'keşke sizi konaklatabilecek imkanımız olsaydı, fakir bir derneğiz.' :)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;uzun bir süre şnitzel görmek istemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooMkcGnEoI/AAAAAAAAAFo/LcV0pgS7K24/s1600-h/alina.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371119325751480962" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 240px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooMkcGnEoI/AAAAAAAAAFo/LcV0pgS7K24/s320/alina.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooMkDdy9MI/AAAAAAAAAFg/MOzDCmX_6bg/s1600-h/yunan+ekibi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5371119319137842370" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooMkDdy9MI/AAAAAAAAAFg/MOzDCmX_6bg/s320/yunan+ekibi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                            &lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;sırayla Evy, Argyris, Nagia&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;                                                                                                                                &lt;em&gt;&lt;span style="color:#333399;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;span style="color:#336666;"&gt;Alina&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-8856097984148579530?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/8856097984148579530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/sokaktaydk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8856097984148579530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8856097984148579530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/sokaktaydk.html' title='Sokaktaydık'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SooDkVSjfsI/AAAAAAAAAFI/o8G3P1xPqEY/s72-c/sokak+tiyatrosu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-8079756086262464829</id><published>2009-08-14T03:03:00.002+03:00</published><updated>2009-08-14T03:04:03.770+03:00</updated><title type='text'>Sokaktayım sokaktasın sokaktayız</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SoSo9J_7IoI/AAAAAAAAAFA/xvFwkbPRurs/s1600-h/sokakta-senlik-3-afis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369602424341996162" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SoSo9J_7IoI/AAAAAAAAAFA/xvFwkbPRurs/s320/sokakta-senlik-3-afis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Üç gün boyunca Taksim Tünel civarındaki sokaklarda kafanızı çevirdiğiniz her yerde sanat göreceksiniz; çünkü NE VARSA SOKAKTA VAR!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;reklamımızı da yaparım.gören okuyan buyursun gelsin.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;bilgi için : &lt;a href="http://www.hangar.org.tr/"&gt;www.hangar.org.tr&lt;/a&gt; veya &lt;a href="http://www.sokaktasenlik.org/"&gt;www.sokaktasenlik.org&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-8079756086262464829?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/8079756086262464829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/sokaktaym-sokaktasn-sokaktayz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8079756086262464829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8079756086262464829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/08/sokaktaym-sokaktasn-sokaktayz.html' title='Sokaktayım sokaktasın sokaktayız'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SoSo9J_7IoI/AAAAAAAAAFA/xvFwkbPRurs/s72-c/sokakta-senlik-3-afis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-2269249606095020982</id><published>2009-07-27T19:21:00.001+03:00</published><updated>2009-07-27T19:23:01.466+03:00</updated><title type='text'>senarist olduğunu düşünelim</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Bir şeyleri yeniden yaratıp - yeniden yaratmak pek anlatamadı anlatmak istediğimi ama idare edelim- bu yeniden yaratılandan dolayı Tanrıcılık oynamak tam da sanatçı kişiliklerin doğasında var olan bir şey.Bu ego değil, kesinlikle değil; çünkü ondan da güçlü bir şey.Fakat ego gibi güçlendikçe beslendikçe beraberinde sonsuz özgüveni, sonsuz girişkenliği getiren bir şey.-evet 'şey' kelimesine toplumca bayılıyoruz.-Sanatçıların bu 'yeniden yaratma' becerisi ile birlikte bonus olarak sahip oldukları bir özellik daha var :ÖZGÜVENSİZLİK&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Çeliştiğimi düşündürebilir bunu yazmam lakin çelişen ben değilim, şu an yazdığımın öznesi olanlar asıl çelişenler ve yaşadıkları yaman çelişkiler aslında yeniden yarattıklarına can verenler.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Hemen bir background information vereyim.House dizisini izliyordum.Dizinin bir bölümünde Dr. House düşünebilmek için televizyonu açtı ve televizyonda oynayan filmin jeneriğinde bir isim gözüme takıldı: Marcy Kaplan-House dizisinin prodüktörü-&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Marcy Kaplan prodüktör değil de yönetmen ya da senarist olsaydı söylediklerim daha sağlam temellendirilmiş olacaktı ama olsun farzedin ki Marcy Kaplan bu dizinin senaristi ve senaristliğini yaptığı dizinin bir bölümünde hiç televizyon izlediği görülmemiş bir kahraman televizyonu açsın ve onun kadrosunda bir şekilde görev aldığı bir filmi izlesin.Hem de daha iyi düşünebilmek için.İşte bu Marcy Kaplan'ın - senarist farzettiğimizin- Tanrıcılık oynarkenki egodan daha üstün özelliğinin göstergesiydi.Özgüveninin göstergesiyse - off dönüp dolaşıp bu konuya gelmekten sıkıldım ama bu insan varlığının doğasında var yapabileceğim bir şey yok.- benim düşünsel literatürümde özgüvensizlikten çıkardığım okun tersinir ve bumerangvari bir şekilde ulaştığı beğenilme ve kabul görme dürtüsünün aşırı ve normalden fazla sayıdaki nabız atışlarıdır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;asıl tarihi : 27.07.09-04:54&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-2269249606095020982?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/2269249606095020982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/senarist-oldugunu-dusunelim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/2269249606095020982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/2269249606095020982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/senarist-oldugunu-dusunelim.html' title='senarist olduğunu düşünelim'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-8636798545594838106</id><published>2009-07-26T20:23:00.000+03:00</published><updated>2009-07-26T20:23:22.782+03:00</updated><title type='text'>Birkaç İzlenesi Film</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Seri üretime geçtim.Tekrar tekrar izlemekten çok hoşlandığım birkaç film var, onlardan bahsedesim var.İlki tabi ki de&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362814915647578690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 213px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyLwJtXIkI/AAAAAAAAADg/L0OWcY8T1Qk/s320/MPW-12826.jpg" border="0" /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Being John Malkovich&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Bir arkadaşımın Mulholland Drive ile birlikte mutlaka izle diye tavsiye etmesi üzerine izlemiştim bu filmi.Varoluşa ve sonsuzluğa takık biri olduğumdan tam da bana göre bir film olduğunu ilk izleyişimde anlamak çok da zor olmamıştı.Filmle ilgili söyleyecek çok sözüm olmasına rağmen eleye eleye şunlar kaldı:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Charlie Kaufmann Tanrı seni korusun!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;John Malkovich sen nasıl bir adamsın!?Kukla sahnesi bir oyuncunun hele de filmin çekildiği zaman içinde bulunduğun yaşta bir oyuncunun sergileyebileceği performansın bin kat üstündeydi.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Onu geçtim kendi zihnine girdiğindeki sahnede herkesin Malkovich olması nasıl bir zekanın ürünüdür!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Söylemeden edemeyeceğim: Cameron Diaz gacı sen ne kadar çirkinmişsin.:)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362816200610207314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 222px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyM68kU1lI/AAAAAAAAADo/lnBJt1wkJjo/s320/not-being-john-malkovich-431x300.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;İkinci film :&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362817268465424690" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 224px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyN5Go2WTI/AAAAAAAAADw/GOBcgssbnR4/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Senede Bir Gün&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;İzlediğim en karışık duygulu Türk filmidir kendisi.Aşk, romantizm, hasret, komedi (Münir Özkul'un Bilaloğlan'ı söylediği sahne)...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Bu filmle ilgili küçük bir rezilliğimi deşifre ediyorum.Zamanında 118den telefonunu alıp Star Tv'yi arayarak 'Senede bir günü yayınlar mısınız?' demişliğim var.ahahhahah ne akla hizmetse.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Ve bahsedeceğim son film...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyOqYJxsaI/AAAAAAAAAD4/o7szt9bDjzs/s1600-h/capsow8.jpg"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362818114980524450" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 259px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyOqYJxsaI/AAAAAAAAAD4/o7szt9bDjzs/s320/capsow8.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Çilekli Pasta.Taptığım Türk erkek oyunculardan bir diğeri olan Uğur Polat'la Yasemin Kozanoğlu'nun oynadığı, ara ara yine geç saatlerde televizyonda verilen bir Türk filmi kendisi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Bir gün liseden arkadaşım Melük'le-Melük bunu okuduğunu biliyorum şu an göz kırpıyorum sana- Çilekli Pasta'dan bahsediyorduk.O da çok seviyormuş bu filmi.O gün gecenin ilerleyen saatlerinde uyuyamamıştım, kanalları geziyordum.Bir de ne göreyim!Atv'de Çilekli Pasta var!Bir güzel izlemiştim.Zır zır ağlamıştım.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Ulan ne çok ağlıyormuşum filmlere.Ayh dayanamayacağım bir rezilliğimi daha deşifre edeceğim:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Ben King Kong'da ağladım.Ama çok romantik değil miydi gorilin hatunu o kadar sevmesi ve vurulduğu sahne?Neye canım sıkkındı o gün de King Kong bahanem oldu hatırlamıyorum ama üç galon gözyaşı dökmüştüm.Olsun.Gorilime değer.Gene olsa gene ağlarım:)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;asıl tarihi : 25.07.09-05.02&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-8636798545594838106?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/8636798545594838106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/birkac-izlenesi-film.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8636798545594838106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8636798545594838106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/birkac-izlenesi-film.html' title='Birkaç İzlenesi Film'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyLwJtXIkI/AAAAAAAAADg/L0OWcY8T1Qk/s72-c/MPW-12826.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-3241676823794521280</id><published>2009-07-26T19:55:00.001+03:00</published><updated>2009-07-26T19:56:06.116+03:00</updated><title type='text'>Yolculuk</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyKk9tWINI/AAAAAAAAADY/u8rd1UXeH-4/s1600-h/fikret-kuskan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362813623936098514" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 310px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyKk9tWINI/AAAAAAAAADY/u8rd1UXeH-4/s320/fikret-kuskan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Yeşil Işık'ın müziği ile ilgili yazarken bir de bir filmle ilgili depreşmem geldi aklıma.2005 yılıydı sanırım.Umutsuz bir şekilde aşığım.Uyuyamadım, televizyonda kanalları geziyorum.Atv'de takıldım kaldım.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Fikret Kuşkan'ın -kendisi taptığım Türk erkek oyuncularından biridir.- şu anki karısıyla birlikte oynadığı YOLCULUK adlı film vardı.Moralim de bozuk izleyeyim bari dedim.Demez olaydım.Film, benim gibi umutsuz bir aşığın izlemesi gereken en son film!&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;İki sevgili ailelerinin karşı çıkmasına rağmen birlikteler.İkisi de kanser.Ama erkeğin kanseri daha ileri durumda.Bunlar yaşadıkları yerlerden kaçıp küçük bir kasaba evine yerleşiyorlar.Adam yazardı sanırım.(adam dediğim fikret kuşkan)Yazmaya orada da devam ediyor ama durumu kötüleşiyor.Kadınla birbirlerini iyileştireceklerine falan inanıyorlar.Kızın babası adamın babasına gidip senin oğlun kurtarılamayabilir ama kızımın hala şansı var diyor.Adamın babası da Fikret'e gidip 'oğlum yapma etme bırak kızı tedavi olsun' diyor.Ayh işte filmin en etkileyici sahnesi tam da bu diyalogtan sonra gösteriliyor.Fikret kapının iç tarafında kadın dışarısında aç kapıyı diye yalvarıyor.Sensiz yapamam diyor.İkisi de geberiyorlar aşktan.İçerde adam dışarda kadın televizyon başında ben hüngür ciyak ağlıyoruz.Filmin sonunda adam ölüyor, kadın tedavi olmuş kısmen iyileşmiş bir şekilde adamın ölmeden önce yazıp bitirdiği romanını okuyor.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;ve yıllar sonra 2008'de, Fikret Kuşkan bizim okula söyleşiye geldi.Ne yaptım ettim söyleşi sonrası adamlakonuşmayı başardım: 'ya bir filminiz vardı böyle böyle onun bir kopyasına ulaşma şansımız var mı?'' dedim.Sadece kendisinde ve kayınvalidesinde varmış film.'bir kopyasını bizim okulun sinema kulübüne yollayabilir misiniz?'' dememe evet tabiki yollarım demesine rağmen hala yollamadı adi herif!O günden sonra gözümden düştün Fikret!Yap bir güzellik, yolla şu filmi.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Yalnız filmi başından izlememiştim.Ayrıca gayet klişe bir konusu vardı ama kedi-ciğer olayına çevirmeyelim o dönemde o kapı sahnesi beni çok etkilemişti.Şuan izlesem o kadar etkilenmem muhtemelen.Olsun sen yine de yolla Fikret:)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;asıl tarihi : 25.07.09-04:45&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-3241676823794521280?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/3241676823794521280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/yolculuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3241676823794521280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3241676823794521280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/yolculuk.html' title='Yolculuk'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyKk9tWINI/AAAAAAAAADY/u8rd1UXeH-4/s72-c/fikret-kuskan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-95697580464149904</id><published>2009-07-26T19:38:00.003+03:00</published><updated>2009-07-27T18:33:33.441+03:00</updated><title type='text'>Yeşil Işık</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyGRSALyqI/AAAAAAAAADQ/JipEniOw1eM/s1600-h/yesil_isik_orta.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362808887739927202" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 110px; CURSOR: hand; HEIGHT: 158px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyGRSALyqI/AAAAAAAAADQ/JipEniOw1eM/s320/yesil_isik_orta.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Hülya Avşar'la Kenan Işık'ın oynadığı Yeşil Işık filmi vardı.Hülya Avşar'ın karların üstünde incecik geceliğiyle aliii diye bas bas bağırması dönemin magazin programlarında günlerce haber olmuştu.Film çok maldı aslında ama bir soundtracki vardı ki yeme de yanında yat.Evdeyken kendime yemek falan hazırlarken banyoda falan söylediğim, söylemekten zevk aldığım birkaç şarkıdan biridir kendisi.İnternette bulabilmek için bir tarafımı yırtmama rağmen bulamamış olmamın yanında bir üzücü durum daha var: Şarkının sözlerini tam bilmiyorum.Uyduruyorum bir kısmını.Sözleri şöyle kalmış aklımda ne kadar doğru bilemiyorum:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;'O an yer gök kalp sana yandı. her yer sana boyandı. kader bile boyun eğdi.aşkım aşk aşk kazandı.'&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Kalp sana yandı falan o kısımları galiba uyduruyorum.Geçenlerde gecenin bir vakti televizyonda Yeşil Işık'ı veriyorlardı.Oturup izleyemedim ama şarkıyla ilgili duygularımı depreştirmeye yetti bir anlık görmem.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Bu anlatmaya çalıştığım şarkıyı bulan gören ve bana yollamayan olursa rüyasına gireyim, yalan yanlış bu şarkıyı söyleyeyim.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;asıl tarihi : 25.07.09-04.25&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-95697580464149904?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/95697580464149904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/yesil-isk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/95697580464149904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/95697580464149904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/07/yesil-isk.html' title='Yeşil Işık'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SmyGRSALyqI/AAAAAAAAADQ/JipEniOw1eM/s72-c/yesil_isik_orta.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-8586808833629042633</id><published>2009-06-28T17:26:00.006+03:00</published><updated>2009-06-28T17:37:40.790+03:00</updated><title type='text'>Dinleyelim</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Skd_fqjR8bI/AAAAAAAAABI/izBreD8d0CA/s1600-h/Grammatics-02-big.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352386864128061874" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 314px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Skd_fqjR8bI/AAAAAAAAABI/izBreD8d0CA/s320/Grammatics-02-big.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                        &lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Grammatics-Grammatics&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Skd-006LFAI/AAAAAAAAABA/EOXmxIf-yWo/s1600-h/ampop.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352386128174060546" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 280px; CURSOR: hand; HEIGHT: 280px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Skd-006LFAI/AAAAAAAAABA/EOXmxIf-yWo/s320/ampop.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;Ampop - Nature Is Not A Virgin&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;son dönemde dinlemekten bıkmadığım iki albüm var.ne kadar yeni albümler indirip yeni bir şeyler dinlesem de bir bakıyorum yine bu ikisini dinliyorum.herkes dinlesin süper lan bunlar diye bir anne çocuk sahiplenmesi modundayım.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-8586808833629042633?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/8586808833629042633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/06/dinleyelim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8586808833629042633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8586808833629042633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/06/dinleyelim.html' title='Dinleyelim'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Skd_fqjR8bI/AAAAAAAAABI/izBreD8d0CA/s72-c/Grammatics-02-big.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-3764736046059419113</id><published>2009-06-26T23:08:00.006+03:00</published><updated>2009-06-26T23:23:16.010+03:00</updated><title type='text'>Tapanila is HERE!</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;yaaa deliricem!!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;2002 den beri takip ettiğim bir fotoğraf sanatçısı var : Jenni Tapanila.kendisi Finlandiya'dan, herkesin hoşlanmayacağı tarzda kan ve vahşet içeren fotoğraflar çeken bir hatun.canon eos serisi her şeyi sonuna kadar tüketen akranlarımın aynalarda gözlerinin yerine koyarak fotoğraf çekildiği bir aksesuar değilken henüz o bu aletle harikalar yaratıyordu.Fotoğraflarına yüzeysel bakıp iğrenilmesi gereken şeyler yorumu yapanların aksine benim içlerinde saf romantizm bulduğum, tanışıp bu düşündüklerimi yüzüne söylemenin hayalini kurduğum bu süper hatun şu an İstanbul'da!Birkaç saat önce facebook notlarına Michael Jackson ile ilgili üzüntüsünü ve İstiklal'de bir cafede olduğunu yazmasıyla öğrendim bunu.(Michael Jackson' a da gerçekten üzüldüm.)Ben de İstiklal'e gidecektim zaten.gidene kadar 'lütfen lütfen lütfen lütfen karşılaşalım' diye 35 milyon kere tekrarladım içimden.yanından geçtiğim herkesin yüzünü taradım; fakat sonuç hüsran.Facebooktan attığım mesaja cevap vermesini ve tanışmayı dilemekten başka bir şey yapamıyorum şuan için.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;Ama Lütfen Lütfen Lütfen tanışalım!!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SkUtvsJSxEI/AAAAAAAAAAw/7H_seyCwSkw/s1600-h/24242.JPG"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5351734029526942786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 110px; CURSOR: hand; HEIGHT: 162px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SkUtvsJSxEI/AAAAAAAAAAw/7H_seyCwSkw/s320/24242.JPG" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#336666;"&gt;(laptop arka planım ve telefonumun arka planı olarak kullandığım Tapanila fotoğrağı-Sebastian kendisi)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-3764736046059419113?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/3764736046059419113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/06/tapanila-is-here.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3764736046059419113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/3764736046059419113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/06/tapanila-is-here.html' title='Tapanila is HERE!'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/SkUtvsJSxEI/AAAAAAAAAAw/7H_seyCwSkw/s72-c/24242.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-8127301509428869976</id><published>2009-03-06T22:53:00.000+02:00</published><updated>2009-06-22T04:12:11.369+03:00</updated><title type='text'>Sokrates' a sevgiler</title><content type='html'>&lt;span style="color:#336666;"&gt;&lt;strong&gt;çok karışık.diyalektiksel düşüncenin sonu yok.bir kapı açılıyor.ışıktan gözler kısılıyor.gözbebekleri pürtelaş koşturuyor.durdurmak için kapı çarpılıyor.ışığın etkisi gözün önünde çakmaklar çakmaya devam ederken başka bir kapı açılıyor.onlarca elde yüzlerce parmak..saçlarda bacaklarda ışığı söndürmeye çalışırcasına gözlerde..daha da ileri gidip kalplerde.ne bu karşı koyan?! Aynı mekan aynı kaynak. Sonuca ulaşmak gerekli mi? Aynı korku aynı boşluk.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-8127301509428869976?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/8127301509428869976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/03/sokrates-sevgiler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8127301509428869976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/8127301509428869976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/03/sokrates-sevgiler.html' title='Sokrates&apos; a sevgiler'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7177147608751559650.post-5820322141612940133</id><published>2009-01-15T11:17:00.000+02:00</published><updated>2009-06-22T04:18:04.443+03:00</updated><title type='text'>bazen susamazsın</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#336666;"&gt;Ölüm karşısındaki umursamazlığımız, bize gelmez nasıl olsa mantığımız, hiçbir ölüm haberini üç günden fazla algılarımızda tutamayışımız rahatsızlık vermeye başladı artık.insanlıktan ne zaman bu kadar çıkabildik de anlık mutluluklara, anlık endişelere kendimizi kaptırıp bir an kadar bile uzun olmayan bir zamanda yaşanabileceklere değil de dün olan saçma sapan bir şeyin peşinden sürüklenmeye alışıp tam yanımızda biten hayatlara körleştik?sorgulamaktan yoruldum artık : bir otobüsün camından dışarıyı izlerken gördüğüm cenaze arabasında, o sabah benim gibi uyanan yüzünü yıkayan ayakkabısını bağlayan yarınla ilgili türlü kaygıları olan insana üzülmemde aslında ölüm korkumu yaşatmam mı; yoksa sevdiğim birini kaybedeceğim fikri bi anlık aklıma düştüğünde yine temelde kendim için üzülmem mi daha ahlaksızca?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;color:#336666;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7177147608751559650-5820322141612940133?l=hhunuzen.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hhunuzen.blogspot.com/feeds/5820322141612940133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/06/olum-karssndaki-umursamazlgmz-bize.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/5820322141612940133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7177147608751559650/posts/default/5820322141612940133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hhunuzen.blogspot.com/2009/06/olum-karssndaki-umursamazlgmz-bize.html' title='bazen susamazsın'/><author><name>Hun ü ZeN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01215703977176912465</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_o-ndNipEgdc/Sm7IVXin6zI/AAAAAAAAAEg/CyQ3z7IPHQ8/S220/Resim+051.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
